Fahri Ebû Diyab, işgal güçlerinin ve sözde yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik, sözde "Sukot (Çardaklar) Bayramı" kapsamındaki ikinci gün baskınlarının büyük bir tehlike arz ettiği uyarısında bulundu.
Kudüs işleri uzmanı araştırmacı Fahri Ebû Diyab, işgal güçlerinin ve sözde yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik, sözde "Sukot (Çardaklar) Bayramı" kapsamındaki ikinci gün baskınlarının son derece büyük bir tehlike arz ettiği uyarısında bulundu.
Ebû Diyab, Şihab Ajansı'na yaptığı açıklamada, bu münasabetin tehlikesinin bir haftaya yayılan uzun süreli baskınlarından kaynaklandığını belirterek, durumun "Tapınak" grupları ile örgütlerinin Mescid-i Aksa'da yeni vakıflar (fiili durumlar) yaratmak için istismar ettiği Tevrat merkezli "Hac Bayramları" arasında yer aldığını kaydetti.
Kudüslü araştırmacıya göre bu gün, yalnızca yerleşimcilerle sınırlı kalmayıp "İsrail Knesset" üyelerini ve yerleşimcilerin tüm mezheplerine mensup, Mescid-i Aksa'ya "rahip kıyafeti" adı verilen özel kıyafetler veya başka giysiler giyerek baskın düzenleyen hahamları da kapsayan, benzeri görülmemiş baskınlara sahne oldu.
Kudüslü araştırmacı, bu "bayramda" dikkat çeken hususun Mescid-i Aksa'nın içine "nebatî kurbanlar" sokma girişimleri ve Ayn-el Kattanin Çarşısı bölgesinde Talmudik ritüellerin icra edilmesi olduğunu belirtti.
Bazı Yahudilerin, Tevrat efsanelerine göre saflık sağlanıp inekler kurban edilene kadar "kirlilik" bahanesiyle girişlerini yasaklayan hahamların fetvasına dayanarak Aksa'ya girmekten kaçındıklarına işaret etti.
Ebû Diyab, ihlallerin Mescid-i Aksa'nın çevresini, özellikle Ayn-el Kattanin Çarşısı kapısını, kuzey taraftaki Bab ül-Hıttha bölgesini ve bir bütün olarak mescidin çevresini büyük ölçüde sarıp sarmaladığına dikkat çekti.
Aksa'nın içine yönelik baskınların son derece yoğun olduğunu ve mescidin hürmetine yönelik bariz ihlaller, provokasyonlar ve Talmudik ritüellerin icra edilmesi eşliğinde bu hafta boyunca süreceğini ifade etti.
Araştırmacı, işgal güçleri ile hahamlarının politikasının, Mescid-i Aksa'nın İslami kimliği pahasına buraya "Yahudi kimliği" dayatma ve Yahudi varlığını pekiştirme çabasında açıkça görüldüğünü kaydetti.
Aynı bağlamda işgal yetkilileri, Aksa'yı çevreleyen tüm sokakları kapatarak polis barikatları ve askeri kontrol noktaları yerleştirmiş, gelenlerin sayısını azaltmış ve kimlik kontrolleri gerçekleştirmiştir.
Ebû Diyab, karmaşık bölgesel koşullar, işgal yönetiminin durumu, "Knesset seçimlerinin" yansımaları ve aşırı sağcı ile "Tapınak" gruplarının bu atmosferi statükoyu değiştirme planlarını uygulamak, Aksa ve çevresini Talmudik ritüellerin (Burak meydanındaki "rahatların duası" gibi) icra edildiği bir alana dönüştürmek, kapıları kapatmak ve olası her türlü gerçek tepkiyi boşa çıkarmak amacıyla Kudüs'ü Batı Şeria'dan tecrit etmek için altın bir fırsat olarak değerlendirmesi göz önüne alındığında, bu dönemin Mescid-i Aksa için en zor, en şiddetli ve en çetin günlerden biri sayıldığı konusunda uyardı.
www.kudusgunu.com