Siyonist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ortakları, ABD'nin ve Trump'ın "Savaş Konseyi"nin desteğiyle Gazze halkının kanını seçim kartına dönüştürdü.
Tesnim'in Filistinli Kudüs Haber Ajansı'ndan naklettiği habere göre, Gazze ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine ve sözde "Barış Konseyi" adlı oluşum tarafından bu ateşkesin tamamlanmasına yönelik sözde yol haritasının son haftalarda açıklanmasına rağmen, İsrail rejimi anlaşmanın hiçbir hükmünü uygulamadı ve çeşitli şekillerde anlaşmayı ihlal etmeyi sürdürdü. Son günlerde ise Gazze'deki çocukların uçurduğu uçurtmalar, işlediği suçları sürdürmesini ve Gazze'de savaş ateşini yeniden körüklemesini gerekçelendirmek için İsrail rejiminin yeni bahanesine dönüştü.
Netanyahu'nun Gazze halkının kanı üzerinden seçim manevrası
İsrail rejiminin Gazze Şeridi'nde savaş ateşini yeniden körükleme girişimi, rejimin seçim hesaplarıyla bağlantılı. Bu rejimde seçim dönemi, savaşı sona erdirme çabalarının önünde hâlâ ciddi bir engel oluşturuyor. İç ve dış çok sayıda krizle mücadele eden işgal rejimi Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun savaşa yeniden dönmeye çalıştığı görülüyor.
Netanyahu'nun sözde "Barış Konseyi" ve arabulucuların taleplerini —ki bunlar yalnızca sözlü taleplerden ibaret— dikkate almaması, gerilimi tırmandırma niyetini ortaya koyuyor.
Bu kapsamda, sözde "Barış Konseyi"nin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov dün yaptığı basın açıklamasında, Siyonistlerin tutumlarına yönelik desteğini sürdürürken, yol haritasına uyulmamasının ateşkesin çökmesine yol açacağı uyarısında bulundu. Mladenov, uyarısının Filistin ve İsrail taraflarının her ikisine de yönelik olduğunu söyledi. Oysa İsrail anlaşmayı ihlal etmeyi sürdürüyor.
Beyt Hanun Kapısı, Siyonistlerin göstermelik ateşkesi çökertmek için yeni bahanesi
Bu gelişmeler, İsrail'deki iç siyasi tablonun Netanyahu koalisyonunun Beyt Hanun (Erez) Kapısı'nın ticari ürünler ve insani yardımlar için açılması ihtimaline dahi tahammül edemeyecek kadar kırılgan göründüğü bir dönemde yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta Gazze'deki çocukların uçurtmaları üzerinden açıklama yaparak Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların tırmandırılacağı tehdidinde bulunan Netanyahu ve işgal rejiminin savaş bakanı İsrail Katz, bu kez ortak bir açıklamayla Erez olarak bilinen Beyt Hanun Kapısı'nın açılmayacağını vurguladı.
Netanyahu ve Katz, bu kapıyı açma niyetlerinin bulunmadığını belirterek, İsrail Kanal 12'nin bir güvenlik kaynağına dayandırdığı ve Washington'ın aylar önce Tel Aviv'den bu kapıyı ABD'nin sözde "barış planı"nın "ikinci aşamasının" uygulanmasının bir parçası olarak açmasını istediği yönündeki haberi kesin bir dille yalanladı.
Açıklamada, İsrail'in Gazze politikasının açık ve değişmez olduğu belirtilerek, Hamas silahsızlandırılmadan ve Gazze Şeridi tamamen askerden arındırılmadan hiçbir yeniden imar faaliyetinin gerçekleştirilmeyeceği ifade edildi.
Buna karşın İsrail rejimi televizyonu Kanal 12'nin ortaya çıkardığı bilgiler, İsrail'in bu rejimin en hassas seçim meselelerinden biri olan ve hâlâ açık bulunan Gazze cephesine ilişkin kararlarda ABD'ye ne ölçüde bağımlı olduğunu gözler önüne seriyor.
Kanal, Netanyahu'nun ofisinin açıklamasına yanıt olarak, Erez Kapısı'nın yeniden açılmasına ilişkin kararın daha önce güvenlik çevrelerinde alındığını, siyasi kademenin talimatları doğrultusunda gerekli hazırlıkların başlatıldığını ve kapının gelecek ayın ilk günü yeniden açılmasının planlandığını bildirdi.
Söz konusu Siyonist medya kuruluşu, konunun dün İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir başkanlığında gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme toplantısında ele alındığını vurguladı.
Siyonistlerin Beyt Hanun (Erez) Kapısı konusundaki bu manevraları arasında, söz konusu kapının savaş öncesinde Gazze Şeridi'ni 1948 işgali altındaki topraklara bağladığı ve giriş izni bulunan yüzlerce kişinin her gün bu kapıdan işgal altındaki topraklara geçtiği belirtilebilir. Kapı ayrıca sınırlı miktarda ticari ürünün geçişi için de kısmen kullanılıyordu. Bugün ise kapı, seçim propagandası aracına dönüştürülmüş durumda.
Bu durum, Siyonistlerin Gazze dosyası üzerinden yürüttüğü şantajın boyutunu ortaya koyuyor. İsrail rejimindeki sağcı gruplar, daha fazla oy toplamak amacıyla Gazze'deki durumu tırmandırma konusundaki ısrarlarını göstermek için birbirleriyle yarışıyor.
Gözlemciler, Siyonistlerin ve özellikle Netanyahu'nun bu girişimlerinin, Gazze savaşı dosyasındaki uluslararası çabaları savaşı sona erdirme yönünden yalnızca gerilimi azaltma çabasına yönlendirmeyi amaçladığını düşünüyor. Görünüşe göre Amerikalılar da İsrail'in bu tutumuna karşı çıkmıyor.
Gazze halkının kanı; Siyonistlerin seçim kartı
Bu çerçevede, Siyonistlerin Gazze'deki çocukların uçurtmaları gibi değersiz bahaneleri savaşı yeniden alevlendirmek ve çatışmaları tırmandırmak için neden kullandıkları anlaşılabilir. Bu kapsamda İsrail rejiminin savaş bakanı, uçurtmaları uçuranları, bunları tahta, naylon ve ipten yapanları ve hatta uçurtmaların uçurulduğu bölgeleri hedef alacağı tehdidinde bulundu.
Filistinlilerin kanının bu açık ve sürekli şekilde istismar edilmesinin arka planında ABD de göstermelik manevralarına ve savaşı sona erdirmek ve Gazze ateşkes anlaşmasını tamamlamak istediği görüntüsü vermesine rağmen, İsrail rejimine Filistinlilerin öldürülmesini durdurması yönünde gerçek bir baskı uygulamıyor.
Bu nedenle, anlaşmanın uygulanmasında kayda değer herhangi bir ilerleme olmadan on ay geçmesinin ardından, şimdiye kadar uygulamada somut adımlara dönüşmeyen açıklamalarla sınırlı kalan mevcut ABD baskı politikasının Netanyahu ve müttefikleri tarafından seçim sürecini istismar etmeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiği görülüyor.
Öte yandan sözde "Barış Konseyi" de ateşkese uyulması gerektiğini vurgulamasına rağmen Siyonistleri destekleyen çerçevede hareket etmeyi sürdürüyor. Konseyin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov, ateşkesin çökmesi halinde geri dönüş için herhangi bir yol haritasının bulunmayacağını, Gazze'de yeniden inşa edilecek hiçbir şey kalmayacağını ve bunun yalnızca bir gerileme değil, herkes açısından geri dönüşü olmayan bir nokta olacağını söyledi.
Mladenov aynı açıklamasında, uluslararası gücün Gazze Şeridi'nde konuşlandırılmasına ilişkin mekanizmanın ve konuşlanacağı bölgelerin belirlendiğini açıkladı. Bununla birlikte, İsrail rejiminin Hamas silahsızlandırılmadan uluslararası gücün Gazze'deki görevini yerine getiremeyeceği yönündeki tutumuna destek verdi.
İnsani durum konusunda ise Gazze'ye yönelik ağır abluka devam ederken ve Siyonistler yaşam için gerekli imkânların çeşitli düzeylerde Gazze'ye ulaşmasını engellerken, Mladenov İsrail'le Gazze'ye yardım akışının artırılması konusunda iyi görüşmeler yaptığını iddia etti.
Bu sırada İsrail rejimi ordusu Gazze Şeridi'nde yeni bir katliam dalgası başlattı. Bunun son örneği, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin kuzeyinde yer alan el-Karara bölgesinde bir ailenin hedef alınması oldu. Saldırıda aralarında bir çocuğun da bulunduğu üç kişilik aile hayatını kaybetti.
Katliamlar dün Gazze kentindeki Sabra Mahallesi'nde de devam etti. Aynı sırada Siyonistler, Gazze kentinin doğusundaki en-Nefak Mahallesi'nde sivillerin toplandığı bir alanı insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Saldırılarda dün hayatını kaybedenlerin sayısı 6'ya, yaralananların sayısı ise onlarcaya ulaştı.
Bu durum, Gazze'deki saha koşullarının İsrail kabinesindeki koalisyonun iç siyasi ihtiyaçları ve seçim hesapları tarafından belirlenmeye devam edeceği anlamına geliyor. Geçici ateşkes veya Trump planının "ikinci aşamasının" uygulanmasında ilerleme konusunda ise hâlâ açık bir perspektif bulunmuyor.
Bu arada Netanyahu'nun durumu tırmandırarak, Gazze'ye karşı savaşındaki temel hedeflerine bağlı olduğu mesajını vermeye çalıştığı görülüyor. Bu hedeflerin başında Gazze halkının yerinden edilmesi ve Şeridi'nin işgali geliyor. Netanyahu ayrıca müzakere sürecini korumaya yönelik bölgesel ve uluslararası taleplerin hiçbirine aldırış etmediğini ortaya koyuyor.
www.kudusgunu.com