Siyonist İsrail’de ister soldan ister sağdan olsun hiç kimsenin bu süreci durdurabilecek durumda olmadığını belirten Muhammed El-Kik, yerleşkelerin ve Batı Şeria üzerindeki kontrolün, işgalci İsrail’in güvenliği ve stratejisiyle bağlantılı daha geniş bir anlayışın parçası olduğunu ifade etti.
Siyasi analist Muhammed el-Kik, siyonist İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikası konusunda attığı adımların özünde, İsrail’in “Yahuda ve Samiriye” olarak adlandırdığı bölgeyle bağlantılı dini gerekçelere dayanmadığını, aksine Batı Şeria dağlarının kontrolünü İsrail’in korunması, hakimiyetinin güçlendirilmesi ve güvenliğinin sağlanması açısından temel bir unsur olarak gören stratejik bir askeri yaklaşıma dayandığını söyledi.
El-Kik, Şihab Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria dağları üzerindeki kontrolünü kaybetmesini büyük bir kayıp olarak değerlendirdiğini belirterek, bunun yol açabileceği muhtemel riskler bulunduğunu ifade etti. Bu risklerin, Gazze Şeridi’nde yaşananlara benzer şekilde Filistin halkında direnişe ve roket saldırılarına dönüşebilecek bir öfke dalgası veya gelecekte bölgedeki ordularla yaşanabilecek bir çatışma ihtimali şeklinde ortaya çıkabileceğini kaydetti.
El-Kik, Batı Şeria’daki dağ zirveleri ve geniş alanların, İsrail’in bakış açısına göre stratejik bir askeri rezerv niteliği taşıdığını belirterek, bu alanların tünellerin inşası ve askeri cephaneliğin depolanmasının yanı sıra yüksek bölgeler üzerindeki hakimiyetin tesis edilmesi ve kıyı bölgeleri ile Tel Aviv’in korunması amacıyla kullanılabileceğini ifade etti.
Bu değerlendirmelerin, yerleşim projesini esas itibarıyla askeri bir proje haline getirdiğini belirten El-Kik, Yüzyılın Anlaşması’nın özünün Filistinlilerin varlığı fikrini ortadan kaldırmak olduğunu savundu. Filistin devletinin kurulmasının, bu devlete komşu ülkelerle ittifaklar kurma imkanı sağlayabileceğini ve bunun da İsrail tarafından kendi çıkarları ve güvenliği açısından bir tehdit olarak görüldüğünü belirtti.
El-Kik, yerleşim projesinin İsrail seçimleriyle bağlantılı olmadığını, dolayısıyla seçimlerin sona ermesiyle durmasının veya seçimler nedeniyle zorunlu olarak hız kazanmasının söz konusu olmadığını belirterek, bunun kendi değerlendirmesine göre mevcut siyasi ve seçim hesaplarını aşan “stratejik bir konu” olduğunu vurguladı.
Siyonist İsrail’de ister soldan ister sağdan olsun hiç kimsenin bu süreci durdurabilecek durumda olmadığını belirten El-Kik, yerleşkelerin ve Batı Şeria üzerindeki kontrolün, işgalci İsrail’in güvenliği ve stratejisiyle bağlantılı daha geniş bir anlayışın parçası olduğunu ifade etti.
El-Kik sözlerini, yerleşim projesinin belirli bir İsrail hükümetine veya belirli bir seçim dönemine bağlı bir politika olmaktan ziyade “İsrail-Amerikan ulusal güvenliğinin” bir parçası olarak görüldüğünü belirterek tamamladı. Bunun da projeyi hükümetlerin ve ülke içindeki siyasi dengelerin değişmesinin ötesine geçen uzun vadeli bir stratejik süreç haline getirdiğini söyledi.
www.kudusgunu.com