Gazze'de sahadaki ihlallerin tırmanışa geçtiği bir ortamda, art arda düzenlenen katliamlar nedeniyle saldırılardaki can kaybı da arttı.
Çadırların sıcağından korunmak için serin bir esinti arayışıyla zorunlu olarak deniz kıyısında dinlenmek ile vatandaşların güvenliğini sağlamak ve kaosu önlemek amacıyla kentin sokaklarında görev yapmak arasında, İsrail bombardımanının eli uzanarak Gazze Şeridi'ndeki halka kuşatma altındaki coğrafyada güvenli hiçbir alan bulunmadığını bir kez daha gösteriyor.
Sahadaki ihlallerin tırmanışa geçtiği bir ortamda, art arda düzenlenen katliamlar nedeniyle saldırılardaki can kaybı da arttı. Salı akşamı İsrail'e ait insansız hava araçları, Gazze kentinde deniz kıyısında müşterilerle dolu bir halk kafesini hedef aldı. Saldırıda 6 kişi şehit oldu, 14 kişi yaralandı. Aradan saatler geçmeden işgal güçleri çarşamba akşamı kentin merkezindeki belediye polisine ait bir noktayı doğrudan hedef aldı. Saldırıda 9 kişi şehit oldu, çok sayıda kişi yaralandı.
Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı'nın perşembe günü yayımladığı son verilere göre, son 24 saat içinde hastanelere 10 yeni şehit ve 25 yaralı getirildi. Sivil savunma ve ambulans ekipleri ise enkaz altında kalan diğer mağdurlara ulaşmakta ciddi güçlükler yaşıyor. Resmî verilere göre 11 Ekim'de ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana şehit sayısı 1.283'e, yaralı sayısı 4.248'e yükselirken, 813 kişinin cenazesi de enkaz altından çıkarıldı. Böylece Ekim 2023'ten bu yana toplam şehit sayısı 73.417'ye, yaralı sayısı ise 174.360'a yükseldi.
Sahadaki bu gelişmeler, işgal rejiminin sivillere ve polis teşkilatlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırarak ulaşmaya çalıştığı siyasi ve güvenlik hedeflerine ilişkin kapsamlı soru işaretlerini gündeme getiriyor. Şihab Haber Ajansı'na özel konuşan üç yazar ve siyasi analist, bu strateji ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tehlikeli askerî yaklaşım ve nihilist denklem
Yazar ve siyasi analist Adnan el-Kassas, Şihab'a özel açıklamasında, Gazze'deki sivillere yönelik tekrarlanan ve devam eden saldırıların, son olarak deniz kıyısındaki vatandaşların hedef alınması ve yoğun nüfuslu bölgelerin ortasında polisin vurulmasının, son derece karmaşık ve kırılgan insani koşullar altında askerî yaklaşımın sürdürülmesinin tehlikesini yansıttığını belirtti.
El-Kassas, bugün ihtiyaç duyulanın daha fazla tırmanış değil, sivilleri korumak ve sahadaki ihlalleri durdurmak için arabulucular ile uluslararası toplumun ciddi ve baskı oluşturacak bir adım atması olduğunu vurguladı. El-Kassas, "Bunun devam etmesi yalnızca insani felaketi derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve gerçekçi bir siyasi sürecin zemininin hazırlanması yönündeki her türlü gerçek fırsatı da baltalıyor" dedi.
Sahanın boşaltılması ve ölümün seçimlerde kullanılması
Yazar ve siyasi analist Mustafa Ebu Suud ise Şihab'a yaptığı açıklamada, saldırıların 400 aydır devam ettiğini ve bu süre boyunca sivillere yönelik saldırıların hiç durmadığını belirtti. Ebu Suud, işgal rejiminin direniş üzerinde baskı aracı olarak kullanmak amacıyla öfkesini vatandaşlara yönelttiğini ifade etti.
Bu haftaki katliamların arabuluculara verilen sözlerin yalnızca "gönülleri yatıştırmak ve belirli tutumları geçirmek için yapılan iğnelerden" ibaret olduğunu gösterdiğini belirten Ebu Suud, bu tırmanışı işgal rejimindeki siyasi tabloyla ilişkilendirdi. Ebu Suud, Netanyahu'nun Filistinlilerin hayatlarını yaklaşan seçimlerdeki konumunu güçlendiren "kazançlar" olarak sunmayı sürdürdüğünü söyledi.
Güvenlik ve polis teşkilatlarının özellikle hedef alınmasına ilişkin Ebu Suud, bu kesime yönelik saldırıların "rastlantısal olmadığını; sahayı polisten arındırarak onun yerine kaosu geçirmek ve düşmanın amaçlarına ulaşması için halkı iç çatışmaların fitnesine sürüklemek" amacı taşıdığını ifade etti.
Ebu Suud analizinin sonunda, bu suçlar aracılığıyla arabuluculara verilen "İsrail" mesajının, "Gücümüzü hedeflerimize ulaşmak için kullanıyoruz ve kimseyi umursamıyoruz" şeklinde olduğunu belirtti. Aynı zamanda siviller arasında kapsamlı bir güvensizlik ortamının yayılmasının hedeflendiğini kaydetti.
"Ölüm yönetimi" ve suça alışmanın mühendisliği
Saldırıların siyasi yapısına ilişkin daha derin bir değerlendirmede bulunan siyasi konular yazarı Dr. Emire Fuad en-Nehhal, Şihab'a yaptığı açıklamada, Gazze'nin bugün elinde kalan tüm yaşam unsurları üzerinden hedef alındığını belirtti. Nehhal, yaşananların geçici bir askerî tırmanışın ötesine geçerek "ateşkes çatısı altında savaş makinesinin yeniden çalıştırılması ve ateşkesin öldürmeyi durdurma sürecinden, ölümün ölçülü dozlarla yönetildiği bir alana dönüştürülmesi" aşamasına ulaştığını vurguladı.
Dr. Nehhal, sahilin hedef alınmasının Gazze halkını çadırların cehenneminden ve sıcaktan kaçmak için sahip olduğu son imkândan da mahrum bıraktığını, kentin merkezinde polisin vurulmasının ise "Gazze'de güvenli hiçbir alan yok" mesajını verdiğini belirtti.
Dr. Nehhal bu taktiği "suça alışmanın mühendisliği" olarak adlandırdı. Cinayetlerin tekrar tekrar işlenerek şok etkisini kaybetmesinin ve katliamın haber bültenlerinde sıradan bir rakama dönüşmesinin hedeflendiğini söyledi.
Siyasi ve geleceğe ilişkin açıdan ise sivil polis teşkilatının hedef alınmasının "ertesi gün fikrini" ve kırılgan kamu yaşamının altyapısını vurduğuna dikkat çeken Nehhal, işgal rejiminin anlaşmayı kâğıt üzerinde yürürlükte tutup sahada içini boşaltarak "ateşkes şantajı" uyguladığını ifade etti.
Dr. Nehhal, "Katliamların sürdüğü bir ateşkes ateşkes değildir; bu, ateşin siyasi yönetimidir. İşgali anlaşmaya uymaya zorlayacak mekanizmalara sahip olmayan arabuluculuk ise çözüm değil, yalnızca krizin yönetimine dönüşür" dedi.
Yazar, Gazze'nin daha fazla "derin kaygı açıklamasına" veya mağdur ile celladı aynı kefeye koyan itidal çağrılarına ihtiyacı olmadığını belirterek, "ertelenmiş ölüm" politikasına karşı gerçek bir bağlayıcılık, etkin denetim ve hesap verebilirlik mekanizmaları gerektiğini vurguladı. Nehhal, Filistin halkının, öldürülmesinin rutin bir uygulamaya dönüşmesini veya ateşkesin çocukları için yavaş işleyen bir mezarlığa dönüşmesini reddettiğini belirterek değerlendirmesini tamamladı.
Hamas: Bombardımanın amacı diplomatik çabaları baltalamak ve kaos yaratmak
Siyasi ve sahadaki gelişmeler kapsamında Hamas, Gazze kentindeki polis merkezinin hedef alınmasını kınayarak saldırıyı, Netanyahu hükümetinin yükümlülüklerinden kaçma ve ateşkes anlaşmasını başarısızlığa uğratma konusundaki ısrarını yansıtan "yeni bir siyonist savaş suçu" olarak nitelendirdi.
Hamas, hedef alınan bölgede direniş liderlerinin bulunduğuna ilişkin "İsrail" anlatısını kesin bir dille yalanladı ve bunu sivil kurumları ve silahsız vatandaşları hedef almayı meşrulaştırmak için ortaya atılan yalan iddialar olarak niteledi.
Hamas, katliamın zamanlamasının —ateşkes yol haritasını ilerletmek amacıyla arabulucular ve ABD'li elçi Jared Kushner ile gerçekleştirilen yoğun görüşmelerin hemen ardından gelmesinin— işgal rejiminin bu çabaları bilinçli şekilde baltalamaya ve tabloyu yeniden soykırım savaşının başlangıç noktasına döndürmeye çalıştığını gösterdiğini belirtti.
Hareket, sivil polis teşkilatının sistematik biçimde hedef alınmasının temel amacının kaos ve güvenlik boşluğu oluşturmak, Gazze'yi iç istikrarın temel unsurlarından mahrum bırakmak ve böylece zorunlu göç planlarına hizmet etmek olduğunu ifade etti. Hamas, ABD yönetimi ve arabuluculardan kararlı bir tutum almalarını, işgal rejimini ihlallerini durdurmaya zorlamalarını ve yol haritasının başarıya ulaşmasını sağlamalarını istedi.
Üçlü kınama ve etkin uluslararası baskı çağrısı
Uluslararası ve bölgesel tutumlar kapsamında Mısır Arap Cumhuriyeti, Katar Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti, işgal rejiminin Gazze Şeridi'ne yönelik son saldırılarını kınadı. Saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca kişi şehit oldu ve yaralandı.
Üç ülke, bugün perşembe günü yayımlanan ortak açıklamada, "İsrail" saldırılarındaki tırmanışın, çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planın uygulanması için yoğun çabaların yürütüldüğü kritik bir aşamada bölgesel ve uluslararası çabaları baltaladığını belirtti.
Açıklamada, "İsrail"in ateşkes anlaşması kapsamındaki tüm yükümlülüklerine tam olarak uyması, anlaşmayı zayıflatacak veya gerilimi tırmandıracak herhangi bir eylemden kaçınması gerektiği vurgulandı. Ayrıca uluslararası topluma, 2803 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı doğrultusunda ateşkese uyulmasını güvence altına almak ve yeni bir tırmanışın önüne geçmek için etkin baskı uygulanması çağrısı yinelendi.
Filistin polisi: Provokasyonlara kararlılıkla karşı koyacağız
Gazze Şeridi'nde polis merkezleri ve personeline yönelik yoğun saldırılara sahadaki yanıt kapsamında Filistin polisi, bugün perşembe günü yaptığı açıklamada, işgal rejiminin sivil polis teşkilatını hedef almasının, ekiplerinin vatandaşların can ve mallarını koruma görevini yerine getirmesine engel olamayacağını bildirdi.
Polis açıklamasında, iç güvenliği bozma yönündeki her türlü girişime kararlılıkla karşı koyulacağı vurgulandı. Açıklamada, aile içi anlaşmazlıklarda silah kullanılmasına izin verilmeyeceği, sivilleri korkutanlar ve ateş açanların ulusal ve hukuki düzene karşı çıkan kişiler olarak değerlendirileceği ve adaletin elinin bu kişilere karşı hiçbir taviz göstermeden uzanacağı belirtildi.
www.kudusgunu.com