GAZZE'DE GIDA YETERSİZLİĞİ HAD SAFHADA

img
GAZZE'DE GIDA YETERSİZLİĞİ HAD SAFHADA

Son uluslararası veriler, son aylarda gıda güvenliği göstergelerinde göreceli bir iyileşme yaşanmasına rağmen Gazze Şeridi'ndeki gıda ihtiyaçlarının hâlâ yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Gazze Şeridi'nde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında yüzlerce kilogram mercimek ve bakliyat birikmiş durumda. Bunun nedeni, ailelerin daha fazla ihtiyaç duyduğu diğer ürünlerin pahasına, bazı gıda ürünlerinin aylar boyunca dağıtılan yardım paketlerinde tekrar tekrar yer alması. Aynı miktarlardaki ürünlerin gelmeye devam etmesiyle bazı gıda maddeleri halk arasında ihtiyaç fazlasına dönüşürken, bunların bir kısmı piyasalarda çok düşük fiyatlarla satılıyor. Buna karşılık aileler, yardım paketlerinde bulunmayan başka gıda maddelerine ihtiyaç duyuyor.

Gazze'de Gıda Yetersiz

Şihab'ın haberine göre, son uluslararası veriler, son aylarda gıda güvenliği göstergelerinde göreceli bir iyileşme yaşanmasına rağmen Gazze Şeridi'ndeki gıda ihtiyaçlarının hâlâ yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Temmuz 2026'da yayımlanan Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması'nın (IPC) son analizine göre, nisan ayının ortası ile haziran ayının sonu arasında Gazze Şeridi'nde 1,2 milyondan fazla kişi, yani nüfusun yaklaşık yüzde 59'u, kriz düzeyinde veya daha kötü gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. Bunların yaklaşık 212 bini acil durum seviyesindeydi. Analizde, temmuz-aralık 2026 döneminde bu sayının 1,4 milyondan fazla kişiye, yani nüfusun yüzde 67'sine yükselmesi bekleniyor.

Aynı bağlamda Dünya Gıda Programı, Gazze'de yaklaşık 1,5 milyon kişinin her ay kendisinden yardım aldığını belirtiyor. Bu yardımlar arasında gıda paketleri, buğday unu, ekmek, sıcak yemekler, nakdi yardımlar ve beslenme hizmetleri bulunuyor.

Ancak program, son değerlendirmesinde gıda yardımlarının miktar, kalite ve besin çeşitliliği açısından hâlâ yetersiz olduğunu vurguluyor. Bu durum, yardımların niteliğinin ve içeriğinin nüfusun değişen ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden değerlendirilmesinin önemini artırıyor.

Beslenme çeşitliliği sorunu güncel verilerde de öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze'de iki yaşın altındaki çocukların yüzde 70'i orta veya ağır düzeyde gıda yoksulluğu yaşarken, yalnızca yüzde 30'u asgari beslenme çeşitliliği düzeyine ulaşabiliyor.

55 yaşındaki Ruhiye Ebu Muaze, bazı gıda yardımlarının dağıtıldığı yere ulaşabilmek için 25 şekel ulaşım ücreti ödemek zorunda kaldığını ve ailesinin ihtiyaç duyduğu ürünleri içeren bir yardım paketiyle evine dönmeyi umduğunu söylüyor.

Ancak yardım paketini teslim aldığında, içeriğinin büyük bölümünün Gazze Şeridi'nde artık büyük miktarlarda bulunan ürünlerden oluştuğunu ve bunların bazılarının piyasalarda çok düşük fiyatlarla satıldığını gördü. Üstelik kendisinin de evinde aylardır bu ürünlerden birikmiş miktarlar bulunuyor.

Ebu Muaze, ulaşım için ödediği 25 şekelin kendisi açısından küçük bir miktar olmadığını belirterek, sonuçta daha fazlasına ihtiyaç duymadığı ürünleri aldığını, buna karşılık ihtiyaç duyduğu bazı ürünleri kolaylıkla bulamadığını söylüyor. Ebu Muaze, “Bu kurumlar neden insanların gerçekten ihtiyaç duyduğu ürünleri sunmuyor? Yardımlar neden sürekli aynı mercimek ve bakliyat çerçevesinde kalıyor?” diye soruyor.

Gerçek” bir yardım paketi umudu

Ebu Muaze, sözlerinin yardımı reddettiği anlamına gelmediğini, yardıma ihtiyaç duyduğunu ancak ailesinin gerçekten ihtiyaç duyduğu ürünlerin kendisine ulaştırılması gerektiğini belirtiyor. Aynı ürünlerin tekrar tekrar dağıtılması nedeniyle bu ürünlerin evlerde aylar boyunca birikmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Ebu Muaze, bir sonraki yardımlarda kendi ifadesiyle “gerçek” bir yardım paketi almayı ve ailesinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin pakette bulunmasını umut ediyor. Dağıtım noktasından, zaten elinde bulunan ürünleri taşıyarak dönmek istemediğini belirtiyor.

70 yaşındaki Ebu Eşref Yagi ise yalnızca çadırının içinde, son aylarda yardımlar kapsamında aldığı 50 kilogramdan fazla mercimek bulunduğunu söylüyor.

Ebu Eşref, bu miktarın ailesinin ihtiyacından fazla olduğunu ve bir bölümünün böceklenerek bozulabileceğini belirtiyor. Ancak elindeki nimetin değerinin farkında olduğu için bunları satmaya veya elden çıkarmaya cesaret edemediğini ifade ediyor.

Yagi, kıtlık günlerini hatırlıyor. O dönemde birçok insanın çocuklarının açlığını giderecek bir kilogram mercimek karşılığında hayatını kaybettiğini belirten Ebu Eşref, önündeki gıdayı kolayca elden çıkarılabilecek veya satılabilecek bir şey olarak göremediğini söylüyor.

Ebu Eşref, sorunun mercimekte değil, aynı miktarlardaki ürünlerin dağıtılmaya devam edilmesinde olduğunu, oysa ailelerin başka ürünlere ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Destek ve yardım kuruluşlarından vatandaşın bir miktar onurunu gözetmelerini ve gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu sormalarını isteyen Ebu Eşref, aynı ürünlerin dağıtılmaya devam edilmemesi çağrısında bulunuyor.

Ebu Eşref, yerinden edilmiş kişilerin açlık ve göç koşullarıyla mücadele etmelerine yardımcı olacak, çadırlarında ve evlerinde gerçekten eksikliğini çektikleri ürünleri sağlayacak yardımlara ihtiyaç duyduğunu, aylarca birikerek sonunda bozulacak ürünlere değil, ihtiyaç duyulan malzemelere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

İktisatçı Ahmed Ebu Kamer ise Gazze Şeridi'nde bazı gıda yardımı ürünlerinin birikmesine karşılık başka ürünlerin eksik kalmasının yalnızca yardım paketlerinin dağıtım yöntemiyle bağlantılı olmadığını, aynı zamanda ticari sevkiyatlar veya yardımlar yoluyla bölgeye giren ürünlerin niteliğiyle de ilgili olduğunu düşünüyor.

Ebu Kamer, Şihab'a yaptığı açıklamada, bazı ürünlerle piyasaların doldurulmasını, buna karşılık özellikle besin değeri yüksek ürünlerin bölgeye girişinin engellenmesini veya azaltılmasını öngören bir “İsrail” politikası bulunduğunu söylüyor. Ebu Kamer, gazlı içecekler, hazır noodle, çikolata ve benzeri ürünlerden oluşan ticari sevkiyatların Gazze'ye girdiğini, buna karşılık yardımların belirli konserve ürünleri, un ve bakliyat çeşitlerinden oluştuğunu belirtiyor.

Ebu Kamer, ailelerin ve piyasaların büyük miktarlarda mercimek, fasulye, bakliyat ve bazı konserve ürünlerine sahip olmasına rağmen aynı ürünlerin dağıtılmaya devam edilmesinin, yardım kaynaklarının yönetiminin verimliliği konusunda soru işaretleri oluşturduğunu ifade ediyor. Buna karşılık yemeklik yağ, un ve diğer temel ihtiyaçlara yönelik talebin arttığını belirtiyor.

Ailelerin aldıkları yardımların bir bölümünü satmasının, bu ürünlerin ellerinde büyük miktarlarda bulunmasından veya süt ve çocuk bezi gibi daha önemli ihtiyaçları karşılamak amacıyla bunları satmak zorunda kalmalarından kaynaklanabileceğini belirtiyor.

Ebu Kamer, bunun yardımların bir bölümünün artık vatandaşların ihtiyaçlarına uygun olmadığını gösterdiğini ve aynı içerikteki yardım paketlerinin dağıtılmaya devam edilmesi yerine Gazze'ye giren ürünlerin niteliğinin yeniden değerlendirilmesinin zorunlu hâle geldiğini vurguluyor.

Ebu Kamer, meselenin yardımların reddedilmesi veya miktarının azaltılmasıyla ilgili olmadığını, yardımların vatandaşın gerçekten ihtiyaç duyduğu ürünlere yönlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Kullanılamayan bir yardımın insani ve ekonomik değerinin bir bölümünü kaybettiğini belirtiyor.

Yardım malzemelerinin vatandaşa ulaşmadan önce satın alma ve paketleme aşamasından sevkiyat, nakliye ve depolamaya, oradan da dağıtıma kadar yüksek maliyetler taşıdığına dikkat çeken Ebu Kamer, bu ürünlerin piyasalara ulaşarak çok düşük fiyatlarla satılmasının, söz konusu kaynakların bir bölümünün tahsis edildiği amaca ulaşmadığı anlamına geldiğini ifade ediyor.

Bazı yardım paketlerinin yurt dışındaki değerinin 200 veya 300 dolara ulaşabildiğini, ancak aynı ürünlerin birikmesi ve talebin düşmesi nedeniyle yerel piyasadaki değerinin 20 veya 30 doları geçmediğini belirten Ebu Kamer, bunun yardımın değerinde büyük bir kayıp oluşturduğunu söylüyor.

Ebu Kamer, başta uluslararası kuruluşlar olmak üzere yardım kuruluşlarının vatandaşların ihtiyaçlarını sürekli takip etmesi ve paketlerin sabit bir içerikle hazırlanmasına dayanmaması gerektiğini belirterek, “Her seferinde bu vatandaşa aynı gıda paketlerini ve aynı gıda ürünlerini vermek olmaz” diyor.

Yardım paketlerinin içeriklerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ebu Kamer, vatandaşların ve sahada çalışanların dinlenmesi, piyasalardaki ürün hareketlerinin takip edilmesi ve insanların gerçekten neye ihtiyaç duyduğunun, hangi ürünlerin ise artık büyük miktarlarda mevcut olduğunun belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Ayrıca yardımların kapsamının, temizlik malzemeleri ve kişisel hijyen ürünleri gibi ailelerin ihtiyaç duyduğu diğer ürünleri de içerecek şekilde genişletilmesi çağrısında bulunuyor.

Daha geniş hareket alanı

Ebu Kamer, nakdi yardımlar konusunda da daha ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğini belirterek, bunun ailelere, hâlihazırda ellerinde bulunan ürünleri almak yerine kendi ihtiyaçlarını seçme konusunda daha geniş bir hareket alanı sağlayacağını ifade ediyor.

Nakdi yardımların ailelerin temel ihtiyaçlarını satın almasına yardımcı olabileceğini belirten Ebu Kamer, gelirlerin olmadığı ve satın alma gücünün zayıfladığı bir ortamda piyasaya nakit girmesinin vatandaşların hareket ve satın alma kapasitesini artırabileceğini, ayrıca belirli ürünlerin dayatılması yerine neye ihtiyaç duyduklarını kendilerinin belirlemelerine daha iyi imkân sağlayacağını söylüyor.

Yardımların yalnızca miktar sağlamaktan çıkarak insanların gerçekten ihtiyaç duyduğu ürünlerin ulaştırılmasını güvence altına alması ve böylece desteğin değerini koruyarak kaynak israfını önlemesi gerektiği açıkça görülüyor. Ölçüt, Gazze Şeridi'ne ulaşan yardım paketlerinin sayısı değil, özellikle açlığın sürdüğü ve gıda temin etme imkânının azaldığı bir ortamda, bu paketlerin ailelerin gerçek ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasitesi olmalıdır.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!