İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptının iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından imzalandığını duyurdu.
Tesnim Haber Ajansı’nın haberine göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “Şu anda sizinle konuştuğum sırada muhtemelen İslamabad Mutabakat Zaptı, İran ve ABD cumhurbaşkanları tarafından imzalanmış durumdadır” dedi.
İran ile ABD arasındaki mutabakatın dijital ortamda imzalanmasının kararlaştırıldığını belirten Bekayi, “Mutabakat zaptı iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından imzalandığında, ihlal edilmesinin maliyeti daha yüksek olacaktır” ifadelerini kullandı.
“İmza töreni İsviçre’de yapılmayacak”
Bekayi, “Şu ana kadar müzakere heyetlerinin Cenevre’de bulunmasına ilişkin plan geçerliliğini koruyor. Ancak mutabakat zaptı dijital olarak imzalanmıştır ve İsviçre’de herhangi bir imza töreni düzenlenmeyecektir” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptının metni artık resmen nihai hale gelmiştir; çünkü iki taraf da metni imzalamıştır” ifadelerini kullandı.
Bekayi, “Metni şimdi gözden geçirecek olursak, bu süreç boyunca açıklanmamış hiçbir hususun bulunmadığını göreceğiz. Tüm konuları az ya da çok dile getirmiştik” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “İran İslam Cumhuriyeti, dostlarını hiçbir koşulda yalnız bırakmadığını göstermiştir. Lübnan’da ateşkesin sağlanması ve savaşın sona ermesi bizim için İran kadar önemliydi ve önemini koruyor. Mutabakat zaptının ilk maddesinde Lübnan’ın adı üç kez geçmektedir. Lübnan’ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine saygı vurgulanmıştır” dedi.
Bekayi, “Bu aşamada savaşın sona ermesine ilişkin bir anlaşma imzalamış olmamız, geçmişi unuttuğumuz ya da ağır bedeller ödeyerek öğrendiğimiz dersleri göz ardı ettiğimiz anlamına gelmez. Artık işimiz eskisinden daha zordur; çünkü uluslararası anlaşmaların uygulanması, hazırlanmasından çok daha güçtür. Özellikle de taahhütlerine bağlı kalmayan taraflarla ilgili olduğunda” ifadelerini kullandı.
Bekayi, “Diplomasi kurumu, halkın kapsamlı desteği ve Allah’a tevekkül sayesinde, ülkenin çıkarlarını ve menfaatlerini koruduğuna inandığımız bir metne ulaşmıştır. Bundan sonra hepimizin dikkatli olması ve uygulama sürecinde karşı tarafı taahhütlerine bağlı kalmaya zorlayacak şekilde hareket etmesi gerekiyor. Bu son derece önemlidir” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Görevimiz sona ermedi, aksine yeni başladı. Hem karşı tarafın anlaşmayı uygulamasını denetlemeli hem de nükleer konu ve yaptırımların kaldırılması konusunda müzakereleri sürdürmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Bekayi, “Mutabakat metninde yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılması konularında müzakere yürütüleceği açıkça belirtilmiştir” dedi.
“ABD ablukayı kaldırmaya başladı”
İran İslam Cumhuriyeti’nin bu aşamada nükleer dosya konusunda müzakere etmeme yönünde “hikmetli” bir karar aldığını belirten Bekayi, “Odak noktasının savaşın sona erdirilmesi olması kararlaştırıldı ve bunu başardık. Mutabakatın yürürlüğe girmesinden itibaren, yani şu andan başlayarak, 60 gün içinde nükleer dosya ve yaptırımlar konusunda müzakereler yapılacaktır” dedi.
Bekayi, “Ablukanın 30 gün içinde kaldırılması ve buna karşılık İran’ın da Hürmüz Boğazı konusunda gerekli adımları atması kararlaştırılmıştı. Ancak siyonist rejimin Dahiye’ye yönelik saldırısı ve İran tarafından yapılan ciddi tehditlerin ardından acil müzakereler gerçekleştirildi ve ABD’nin yükümlülüklerini derhal yerine getirmesi kararlaştırıldı” ifadelerini kullandı.
Bekayi, “Yapılan gözlemlerde gemilerimizin limanlara sorunsuz şekilde girip çıktığı tespit edildi ve ABD’nin ablukayı kaldırma taahhüdünün uygulanmaya başlandığı görüldü. Bizim yükümlülüklerimiz ise bu belgenin imzalanmasının ardından başlayacaktır” dedi.
“İran’ın füzeleri müzakere için değil, fırlatılmak içindir”
Bekayi, “Füzelerimiz hakkında konuşulmasından hoşlanmaz. İran’ın füzeleri müzakere için değil, fırlatılmak içindir” dedi.
Bekayi, “İran’ın savunma kapasitesi hiçbir süreçte ve hiçbir tarafla müzakere edilmeyecektir” ifadelerini kullandı.
“Hürmüz Boğazı’nın yönetim mekanizmaları büyük ölçüde Umman ile kararlaştırıldı”
İran’ın Hürmüz Boğazı’nda sunduğu hizmetler karşılığında ücret alacağını belirten Bekayi, “Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin mekanizmalar ve düzenlemeler hazırlanmaktadır. Umman ile istişarelere uzun süre önce başladık ve bazı diğer ülkelerle de görüşmeler yaptık” dedi.
Bekayi, “Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin mekanizmalar büyük ölçüde Umman ile kararlaştırılmıştır. Güvenli geçiş, İran İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliği ve hâkimiyeti korunarak sağlanacaktır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Hürmüz Boğazı meselesi İran ve Umman’ın sorumluluğundadır. Hürmüz Boğazı’na kıyısı bulunan iki devlet yalnızca İran ve Umman’dır” dedi.
“Bizim yükümlülüklerimizin uygulanması, karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır”
Bekayi, “İran halkına karşı işlenen suçların belgelenmesi, takip edilmesi ve açıklanması konusunda hiçbir fırsatı kaçırmayacağız. Haklarımızı savunmak için her türlü uluslararası mekanizma, kurum ve imkândan yararlanacağız. Bunlar mutabakat zaptının dışında kalan konulardır” dedi.
Bekayi, “Eğer Amerikalılar yükümlülüklerinin uygulanmasında ayak direyecek olursa, biz de aynı şekilde davranacağız. Bizim yükümlülüklerimizi yerine getirip karşı tarafın kendi yükümlülüklerinden kaçınması söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesini hiçbir taviz vermeden denetleyeceğiz. Yükümlülüklerimizi ancak karşı tarafın da taahhütlerini yerine getirmesi halinde uygulayacağız” dedi.
“Zenginleştirilmiş nükleer maddelerin ülke dışına çıkarılması bizim için kabul edilemez”
Bekayi, “En başından beri zenginleştirilmiş nükleer maddelerin İran dışına çıkarılmayacağını söyledik. Zenginleştirilmiş maddelerin seyreltilmesi yeni bir seçenek değildir. Şu anda da diğer seçeneklerin önünü kapatmak amacıyla bir alternatif olarak gündeme getirilmiştir. Bizim için kabul edilemez olan seçenek, zenginleştirilmiş nükleer maddelerin ülke dışına çıkarılmasıdır” dedi.
“Mutabakat metni Farsça ve İngilizce olmak üzere iki dilde imzalandı”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, mutabakat metninin iki dilde imzalandığını belirterek, “Bu önemli bir konudur. Metnin hem Farsça hem de İngilizce olması konusunda ısrarcıydık. Bu, bilgilendirme konusundaki şeffaflığımızın en üst düzeyidir” dedi.
Bekayi, “Metin yalnızca İngilizce olsaydı, çeviri sırasında öznel yorumlara maruz kalabilirdi. Farsça metin İngilizce metinle tamamen uyumludur ve bizim açımızdan tamamen geçerlidir” ifadelerini kullandı.
“İran’a yönelik petrol yaptırımlarının kaldırılması bugün başlıyor”
Bekayi, “İran’a yönelik petrol yaptırımları yalnızca kâğıt üzerinde değil, tüm unsurlarıyla kaldırılmalıdır. İran petrolünü satabilmeli, taşımacılık ve sigorta alanında sorun yaşamamalı ve petrol satışından elde edilen gelirleri alabilmelidir. İran’a yönelik petrol yaptırımlarının kaldırılması bugün itibarıyla başlayacak ve müzakereler süresince devam edecektir” dedi.
“Mutabakatla eş zamanlı olarak üç ayrı konuda daha müzakere yürütüldü”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Sadece mutabakat metni üzerinde müzakere etmedik. Bununla eş zamanlı olarak İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması, zararların tazmini ve petrol yaptırımlarının kaldırılması konularında da ayrı müzakereler yürüttük” dedi.
“İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması konusunda ayrıntılı görüşmeler yapıldı”
Bekayi, “İstediğimiz zaman dondurulmuş varlıklarımızı kullanabilmeli ve her türlü alım için bu kaynaklardan yararlanabilmeliyiz. Son iki-üç hafta içinde bu konuda ayrıntılı ve kapsamlı müzakereler gerçekleştirildi. ABD, tüm engelleri kaldırmayı taahhüt etmiştir” dedi.
Bekayi, “Geçmiş yıllarda İran halkına ait varlıkların serbest bırakılması konusunda ABD’nin sözünü tutmamasına ilişkin acı tecrübeler yaşadık. Bu deneyimlerin tamamı müzakerelerde dikkate alındı ve bu kez ABD’nin taahhütlerini yerine getireceğinden emin olunmaya çalışıldı” ifadelerini kullandı.
“İsrail’in Lübnan’daki saldırıları sürerse bu, ABD’nin yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelir”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Siyonist rejimin Lübnan’a yönelik saldırıları devam ederse, bu mutabakat kapsamındaki karşı tarafın yükümlülüklerini ihlal etmesi anlamına gelecektir” dedi.
Bekayi, “ABD ile siyonist rejimi birbirinden ayrı görmüyoruz. Ancak yöntem ve yaklaşımları arasında görüş ayrılıklarının bulunduğu açıktır” ifadelerini kullandı.
Bekayi, “Siyonist rejim, herhangi bir diplomatik sürece en küçük bir fırsat verilmesini dahi istememektedir. Ancak bu belge kapsamında ABD’nin İran’a verdiği taahhütlere İsrail’i uymaya zorlamak Amerika’nın sorumluluğundadır” dedi.
Bekayi, “Bu mutabakatın uygulanmasının garantisi bizim gücümüzdür; İran halkının oluşturduğu güç unsurları ve karşılıklılık ilkesidir” ifadelerini kullandı.
“Cuma günü yapılması planlanan İran-ABD görüşmesi henüz kesinleşmedi”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Cuma günkü toplantı birkaç saat öncesine kadar kesindi. Ancak iki ülkenin cumhurbaşkanlarının mutabakatı imzalamasına karar verilince, söz konusu toplantının şimdilik yeniden değerlendirilmesi kararlaştırıldı” dedi.
“İran halkı diplomasi alanındaki vatan savunucularını desteklemelidir”
Bekayi, “Diplomasi alanındaki vatan savunucuları da en az askeri alandaki vatan savunucuları kadar halkın desteğine ve moraline ihtiyaç duymaktadır. Ulusal birlik ve halk desteği olmadan vatan savunması mümkün değildir” dedi.
Bekayi, “Diplomatlar olarak görevimiz, füze rampalarının ya da siperlerin arkasındaki vatan savunucularının görevinden daha kolay değildir; hatta daha zordur. Çünkü işledikleri suçları bildiğiniz düşmanların gözlerinin içine bakmak ve bunu halkın haklarını savunmak ile elde edilen kazanımları korumak için yapmak zorundasınız” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “En büyük umudumuz, halkımızın son 110 günde gösterdiği gibi tüm gücüyle sahada olmaya devam etmesi, ülkenin yöneticilerine güvenmesi ve bundan sonraki süreçte de güvenlik ile ulusal çıkarların en iyi şekilde korunmasına katkı sağlamasıdır” dedi.
“İran yaralıdır; ancak yaralı aslan yine aslandır”
Bekayi, “Düşmanlarımız bize zarar verdi; değerli canlarımızı aldı ve İran’ı yaraladı. Ancak yaralı aslan yine aslandır” dedi.
Bekayi, “Bize dayatılan savaş bizi diz çöktürmek bir yana, hem askeri hem de diplomatik alanda daha güçlü hale getirdi” ifadelerini kullandı.
“İran’ın süper güç olması bir slogan değil; iki nükleer gücü yendik”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “İran, bazı diğer ülkelerin de destek verdiği iki nükleer gücü mağlup etti. Biz slogan atmıyoruz; gerçekten bir süper gücüz” dedi.
Bekayi sözlerini şöyle tamamladı:
“İran İslam Cumhuriyeti, İran’ın derisidir. Düşmanlar ise İran’ın derisini yüzmek istiyordu. Vatanını seven herkes, İran ile İslam Cumhuriyeti arasında yapılan bu ayrımın hayali bir ayrım olduğunu anlamıştır.”
www.kudusgunu.com