15 MAYIS NEKBE'NİN YILDÖNÜMÜ

img
15 MAYIS NEKBE'NİN YILDÖNÜMÜ

“Nekbe” (Büyük Felaket) kavramı, 1948 savaşının yıkıcı sonuçlarının büyüklüğünü ifade eden bir terim olarak öne çıktı ve edebiyat ile medyada sembolik bir anlam kazandı.

Her yıl 15 Mayıs, Nekbe'nin yani Filistin Felaketi’nin yıldönümüne denk geliyor. 1948 yılında işgal devletinin kuruluşunun ilan edildiği bu süreçte, yüz binlerce Filistinli, o dönemde Britanya Mandası yönetimi tarafından desteklenen silahlı Yahudi milislerin gerçekleştirdiği katliamların ardından yurtlarından zorla göç ettirildi.

Nekbe” kelimesi dil anlamı olarak “musibet” veya “büyük yıkım” anlamına geliyor. Filistin bağlamında ise bu kavram, 1948 yılında Arapların Siyonist çetelere karşı uğradığı yenilginin yarattığı büyük şoku ve ardından Filistin halkının kaderini belirleyen gelişmeleri ifade ediyor. Bu süreç, Filistin toplumunun sosyal yapısında açık bir çöküşe ve parçalanmaya, ayrıca kendi kimliğini kaybetmesine yol açtı. Yaklaşık bir milyon Filistinli mülteci Arap ülkelerine, Batı Şeria’ya ve Gazze Şeridi’ne sürüldü; yaklaşık 500 Filistin köyü yıkıldı ve Siyonist çeteler tarafından vahşi katliamlar, cinayetler ve korkutma operasyonları gerçekleştirildi.

Qudpress'in haberine göre, Nekbe en yalın ve doğrudan anlamıyla söküp atma, sürgün etme ve ardından yer değiştirme anlamına geliyor. Tüm ölçüt ve anlamlarıyla insani bir suç olarak değerlendiriliyor. Tarihte yaşandığı için gözlemlenebilir ve belgelenebilir olan bu olay, gürültü kopmadan gerçekleştiği ve sömürgeci doktrinin bir parçası olarak kabul edildiği için zamanla insani bir meseleye indirgenerek felaket ve ahlaki boyutundan arındırıldı. Böylece bu felaket, sömürgeci anlayış açısından aç ve çıplak insanların sorunu olarak tanımlanmaya başlandı.

“Nekbe” (Büyük Felaket) kavramı, 1948 savaşının yıkıcı sonuçlarının büyüklüğünü ifade eden bir terim olarak öne çıktı ve edebiyat ile medyada sembolik bir anlam kazandı. Bu kavram, Filistinli tarihçi tarafından kullanıldı. Zureyk, yenilgiden dört ay sonra yayımladığı “Felaketin Anlamı” adlı kitabında savaşın Filistin toplumu ve Arap halkları üzerindeki yıkıcı etkilerini ele aldı.

Nekbe: Gerçekler ve Rakamlar

  • Siyonist tarihçilere göre Filistinliler, işgal devletinin 1948’de ilan edilmesinden önce dört büyük ayaklanma (kıyam) gerçekleştirdi. Bu ayaklanmalar Siyonist harekete ağır kayıplar verdirdi ve devlet ilanı projesini yaklaşık yirmi yıl geciktirdi. (1920 Birinci Bağımsızlık Devrimi, 1921 İkinci Bağımsızlık Devrimi, 1929 Burak Ayaklanması ve 1936 Büyük Filistin Devrimi).

  • 1948 Felaketi sonucunda tarihi Filistin topraklarının dörtte üçü Siyonist çeteler tarafından işgal edildi.

  • O dönemde mevcut olan 1300 köy, şehir ve yerleşim biriminden 531’i yıkıldı; bu köylerin kimliği Filistin topraklarından silinerek yerlerine yeni yerleşim birimleri kuruldu.

  • Filistin nüfusunun yaklaşık yüzde 85’i komşu Arap ülkelerine, özellikle Ürdün, Suriye ve Lübnan’a göç etmek zorunda kaldı. Tahminlere göre işgal öncesinde Filistin nüfusu yaklaşık 1,4 milyondu ve bunların 900 bini sürgün edildi.

  • Felaket döneminde Siyonist çeteler yaklaşık 70 katliam gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yaklaşık 15 bin Filistinli şehit oldu, binlercesi yaralandı.

  • Felaket sırasında Filistinli mülteciler Gazze, Batı Şeria, Ürdün, Lübnan ve Suriye’de bulunan 36 mülteci kampına dağıldı. Birleşmiş Milletler ise o dönemde Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı kurarak mültecilerin ve 1967 yenilgisinden sonra onlara katılan yerinden edilmiş kişilerin ihtiyaçlarını karşılamaya başladı.

  • Tarihi Filistin’in yüzölçümü yaklaşık 27 bin kilometrekaredir.

  • Filistin Merkezi İstatistik Kurumu verilerine göre içeride ve dışarıda yaşayan toplam 10,9 milyon Filistinlinin yaklaşık 7,5 milyonu mülteci durumundadır. Bu da toplam nüfusun yüzde 75’ine karşılık geliyor.

  • Yahudilerin 1918 yılında Filistin’de sahip olduğu arazi miktarı toplam Filistin topraklarının yalnızca %1,56’sına denk gelen 240 bin dönümü aşmıyordu. İngiliz desteği, rüşvet ve farklı yöntemlerle Siyonist işgalcilerin kontrol ettiği toprak miktarı ise 1948’de yaklaşık 1,8 milyon dönüme yükseldi.

  • Filistin’deki Yahudi nüfusu 1800 yılında yaklaşık 5 bin kişiydi. 1876’da bu sayı 14 bini aşmazken, 1918’de yaklaşık 55 bine ulaştı ve toplam nüfusun yalnızca yüzde 8’ini oluşturuyordu. İngiliz işgali ve baskısının desteğiyle Yahudi nüfusu 1948’de 650 bine çıkarak toplam nüfusun yüzde 31,7’sine ulaştı.

  • 29 Kasım 1947 tarihinde ABD desteğiyle Birleşmiş Milletler’in 181 sayılı kararı kabul edildi. Bu karar, Filistin’in iki devlete bölünmesini öngörüyordu. Buna göre Filistin topraklarının yüzde 54,7’sinde 498 bin Yahudi yerleşimci ve 497 bin Filistinli Arabın yaşayacağı bir Yahudi devleti kurulacak, yüzde 44,8’lik bölümde ise 725 bin Filistinli ve 10 bin Yahudi yerleşimcinin yaşayacağı Arap devleti oluşturulacaktı. Bu karar siyasi literatürde “Taksim Kararı” olarak anılıyor.

Nekbe Edebiyatı

Filistinli ve Arap edebiyatçılar, Nekbe’nin Filistin toprağına ve insanına yaşattığı acı ve yıkımdan uzak kalmadı. Acı, yazarların kalplerine işledi ve kendilerini derinden yaralanmış hissettiler. Bu dönemde ortaya çıkan edebi eserler, felaketin trajedisini anlatırken işgalciyi ve suçlarını da gözler önüne serdi.

Felaket ve sonuçları, Filistin şiir sahnesinin tamamına hâkim oldu. Şair Ahmed Dehbur tarafından Filistin şiiri ve mülteciler üzerine hazırlanan bir çalışmada, yaşanan büyük yıkımın bu şiir sahnesini tamamen kuşattığı ifade edildi.

Şiir kitaplarının büyük bölümü, Felaket’in en büyük sonuçlarından biri olan “mültecilik” temasına işaret eden başlıklar taşımaya başladı. Ebu Selimi “Sürgün Edilmiş” adlı divanını yayımlarken, Yusuf El Hatib dikkat çeken erken dönem eserine “Döneceğiz” adını verdi. Mülteci trajedisini merkezine alan ilk Filistinli şiir kitabının ise Harun Haşim Reşid tarafından yazılan ve 1954’te yayımlanan “Yabancılarla Birlikte” olduğu belirtiliyor. Bunun yanı sıra Filistin yarasını doğrudan yansıtan eserler arasında Mufdi Zekeriye tarafından yazılan “Çarmıhtaki Filistin”, Habib El Bahiri imzalı “Gözlerdeki Siyahlıkta Hayfa” ve Hayfalı şair Hasan En-Necmi tarafından kaleme alınan “Filistinli Kelimeler” bulunuyor.

Filistin plastik sanatı da diğer yaratıcı alanlar gibi, Filistin halkının varlığını sarsan bu büyük mücadelenin merkezinde yer aldı. Ortaya çıkan eserlerin büyük kısmı, dağılma ve toprağın kaybı trajedisini kelimenin tam anlamıyla belgeleyen çalışmalar oldu. Filistin plastik sanatı, zorla dayatılan mülteci kamplarında savrulan Filistin insanının benliğini, toprağı ve kimliği kadın bedeni üzerinden simgesel biçimde işledi; çünkü toprak işgal altında olduğu sürece beden de sürgünün sembolü olarak görüldü.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!