Hacı Ebu’l-Abd, 15 Mayıs 1948 Nekbe Günü’nde İsrail’in işlediği suçlara yakından tanıklık eden binlerce Filistinliden biri.
Tesnim Haber Ajansı Batı Şeria muhabiri Lama Ebu Hulo’nun haberine göre, bir dönem 15 Mayıs 1948 Nekbe Günü sırasında yerinden edilen yüz binlerce Filistinli aile için sığınak haline gelen Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı, bugünlerde siyonist rejim ordusuna ait buldozerlerin evleri, sokakları ve dükkanları yeniden yıkmasına tanıklık ediyor.
87 yaşındaki ve Ebu’l-Abd olarak bilinen Hacı Fahri el-Arada, bastonuna dayanarak ve kırışık yüzüyle 1948 Nekbesi ile 1967 Neksesi sırasında yaşadığı göç anılarını anlatıyor:
“Çocukken sahile gider, balık tutardım. Büyükannem ağacın altında balıkları yerdi. Şimdi ise kızımın yanında oturuyorum, evimden sürülmüş durumdayım ve pencerenin ardından ilk kez sığındığım mülteci kampına bakıyorum. Şimdi siyonistler o kampı tamamen yıktı.”
Ebu’l-Abd sözlerini şöyle sürdürdü:
“82 yıl boyunca zor göç ve savaş şartlarında yaşadım. 1948’de kaçtık ve trene bindik. 1967’de dağlara sığındık. Şimdi ise 2025 yılında evlerimiz, sokaklarımız ve dükkanlarımız yeniden yıkıldı. Artık dükkanlardan ve evlerden geriye hiçbir şey kalmadı; nereye gidelim?”
Nur Şems Kampı sakinlerinden Ayet Cendi de evinden çıkarıldıktan sonra kampı gören tepelerden kendi evinin siyonistler tarafından yıkılışını izleyenlerden biri.
Kendisinin ve hemşehrilerinin yaşadığı sıkıntıları anlatan Cendi, şunları söyledi:
“Farklı ayrıntılarla yeni bir Nekbe yaşıyoruz. Kampın tüm tarihi ve mimari simgeleri değiştirildi. Çocuklar bile hatıralarının ve hayallerinin yok oluşuna tanıklık ediyor. Kamptaki tüm evleri kendi evim gibi görüyorum ve her evin, her mahallenin, her sokağın yıkılışını görmek acı veriyor.”
Nekbe Günü hiçbir zaman kapanmış bir tarih sayfası olmadı; her savaş ve her yeni işgalle yeniden canlanan bir acı olarak kaldı. Bugün de aynı sahneler tekrar yaşanıyor. İşgalciler o dönemde 1,4 milyon Filistinliden yaklaşık 957 binini yerinden etmişti. Bu insanlar 1300 şehir ve köyde yaşıyordu. Bugün de İsrail’in Gazze’ye ve Batı Şeria’nın kuzeyine yönelik saldırıları sürüyor ve devam eden Nekbe’nin yeni bir bölümü yazılıyor.
Batı Şeria’daki Filistin Mülteci Kampları Genel Müdürü Muhammed Aliyan ise şu ifadeleri kullandı:
“1948’de Filistin halkının yaşadığı Nekbe’den söz ettiğimizde, yaklaşık 900 bin Filistinlinin zorla göç ettirilmesini kastediyoruz. Bugün Gazze’ye ve Batı Şeria’nın kuzeyine yönelik saldırılar, mülteci kamplarının yıkılması ve gözaltılar, Filistinlilerin ulusal hafızasını silmeye yönelik girişimlerin tamamıdır.”
Tulkerimli Hacı Hayri Hanun da geleneksel kıyafetleri ve atalarından miras kalan evinin anahtarıyla şöyle konuştu:
“Biz bu kıyafetler ve eşyalarla atalarımızın topraklarından çıkarıldık ve yine oraya döneceğiz. Mesajımız budur; ata toprağımızdan vazgeçmeyeceğiz, atalarımızın mirasını ve ahdini terk etmeyeceğiz.”
Göç, bombardıman ve mülteci kamplarının yıkımına ilişkin sahnelerin tekrar etmesi, Filistin’de süregelen Nekbe’nin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ancak Filistinliler tarihsel hafızalarını canlı tutmayı sürdürüyor ve evlerine dönüş yeminlerini koruyor.
Hacı Ebu’l-Abd’ın tanıklığı ile yeni yüzlerce yerinden edilmiş kişinin hikayeleri arasında ortak olan gerçek şu: Nekbe Günü hiçbir zaman Filistin ulusal tarihinin yalnızca bir sayfası olmadı; her savaş ve her yeni işgalle yeniden canlanan bir acı olarak varlığını sürdürdü. Her saldırı ve yıkımın ardından Filistinliler, dönüş umutlarının simgesi olan ata evlerinin anahtarlarını havaya kaldırarak gelecek nesillere dönüş mesajını aktarmaya devam ediyor.
www.kudusgunu.com