Dr.Rubhi El-Cedili, başta Mısır olmak üzere arabulucuların müzakerelerin tamamen çökmesinin ve bunun ardından yaşanabilecek “bölgesel patlamanın” tehlikesinin farkında olduğunu belirtti.
Kriz Yönetimi Araştırmacısı Dr. Rubhi el-Cedili, İsrail işgal hükümetinin mevcut ateşkes anlaşmasını, sahadaki güç dengeleri değişmediği sürece siyasi ve askeri hesaplarına göre yorumlanan ve dondurulan bir “güvenlik baskı aracı” olarak gördüğünü söyledi. El-Cedili, Şihab Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, suikast dalgası ve yeniden başlayan bombardımanın iç içe geçmiş mesajlar taşıdığını, esas olarak “sahada müzakere şartlarını iyileştirmeyi” hedeflediğini belirtti. Bunun da insani baskı ve yıpratma ortamı oluşturarak Filistin tarafını “ertesi gün düzenlemeleri” ve silah konusu gibi hassas dosyalarda taviz vermeye zorlamayı amaçladığını, ancak anlaşmanın ilk aşamasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ifade etti.
Gerilimin, “İsrail” içindeki siyasi krizden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten El-Cedili, Netanyahu’nun herhangi bir geri çekilmeye karşı çıkan aşırı sağın baskıları karşısında manevra yapmaya çalıştığını, kalıcı bir sükunetin “taviz” olarak yorumlanmasından çekindiğini söyledi. Kriz yönetimi araştırmacısı, yardımların girişindeki aksaklıklar ve sınır kapılarındaki gerilimin lojistik bir sorundan çıkarak “siyasi baskı aracına” dönüştüğünü ifade etti. Mevcut aşamayı en tehlikeli baskı türlerinden biri olan “bileşik yıpratma” olarak nitelendiren El-Cedili, bunun; suikastlar ve yoğun bombardımanların sürdürülmesiyle askeri yıpratma, aç bırakma politikası ve devam eden kuşatma yoluyla insani yıpratma ve halk tabanını tamamlanmayan bir anlaşmayı sürekli bekleme halinde bırakarak psikolojik yıpratma şeklinde yürütüldüğünü söyledi. Tüm bunların amacının direnişi destekleyen toplumsal çevreyi tüketmek olduğunu vurguladı.
Sahada ise işgal güçlerinin, 11 Ekim 2025’te yürürlüğe giren anlaşmayı ihlal etmeyi sürdürdüğü belirtildi. Cumartesi akşamı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki “El-Faluce” bölgesine düzenlenen bombardımanda bir kişi hayatını kaybederken çok sayıda kişi yaralandı. Sivil savunma ekipleri ayrıca işgal güçlerinin Şati Mülteci Kampı’nda 32’den fazla konut binasını hedef aldığını, bunun ateşkesin başlamasından bu yana ilk kez yapılan tahliye uyarılarının ardından gerçekleştiğini duyurdu. Resmi verilere göre anlaşmaya rağmen trajik tablo sürüyor. Gazze Sağlık Bakanlığı, 11 Ekim’de ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana 850 kişinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin 433 kişinin yaralandığını açıkladı. Son 48 saatte hastanelere 5 cenaze ve 15 yaralının ulaştırıldığı belirtilirken, Ekim 2023’ten bu yana süren soykırım savaşında toplam can kaybının 72 bin 736’ya, yaralı sayısının ise 172 bin 535’e yükseldiği kaydedildi.
El-Cedili, başta Mısır olmak üzere arabulucuların müzakerelerin tamamen çökmesinin ve bunun ardından yaşanabilecek “bölgesel patlamanın” tehlikesinin farkında olduğunu belirterek, işgal güçlerini yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeye zorlamanın son derece zor olmasına rağmen gerilimi kontrol altına alma çabalarının sürdüğünü ifade etti.
www.kudusgunu.com