İŞGALCİ İSRAİL SUMUD FİLOSUNA SALDIRDI

img
İŞGALCİ İSRAİL SUMUD FİLOSUNA SALDIRDI

Geniş hukuki ve siyasi tartışmalara yol açan bir adımda, işgalci İsrail donanması, uluslararası sularda Gazze Şeridi’ne doğru ilerleyen ve ablukayı kırarak insani yardım ulaştırmayı amaçlayan “Küresel Sumud Filosu”na saldırdı.

Saha verileri ve işgalci İsrail’e atfedilen açıklamalara göre müdahale, İsrail’in Gazze’ye yönelik deniz ablukasını kırmaya yönelik her girişimi “güvenlik tehdidi” olarak değerlendirdiği bir politika çerçevesinde gerçekleştirildi. Bu yaklaşım, İsrail’e göre uluslararası sular dışında dahi askeri müdahaleyi meşrulaştırıyor.

Şihab'ın haberine göre, işgal donanması, Gazze’ye yönelik deniz ablukasını kırma girişiminin “uluslararası hukukun ihlali” olduğunu savunarak müdahaleyi gerekçelendirdi. Maariv gazetesinin donanma subaylarına dayandırdığı habere göre, bir askeri kaynak ordunun deniz ablukasını “siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda” uyguladığını belirtti. “2026 Bahar Misyonu” olarak adlandırılan operasyon kapsamında, İsrail donanması gemilere Yunanistan’a bağlı Girit Adası yakınlarında müdahale edildiğini, 58 gemiden 21’inin kontrol altına alındığını ve operasyonun henüz ilk aşamalarında olduğunu, diğer gemilere yönelik müdahalenin sürebileceğini açıkladı. İşgal ordusu radyosu da filoya el koyma kararının, kıyılardan uzak olmasına rağmen büyüklüğü ve organize yapısı nedeniyle alındığını aktarırken, Walla sitesi bazı gemilerin Aşdod Limanı’na çekilebileceğini belirtti.

Buna karşılık “Küresel Sumud Filosu”, gece yarısından önce Akdeniz’de gemilerinin çoğunun elektronik karıştırmaya maruz kalmasının ardından imdat çağrısı yaptı. Bunu İsrail donanmasına ait askeri botların bölgeye yaklaşması izledi. “2026 Bahar Misyonu” adı verilen girişim, başta Barselona olmak üzere çeşitli Avrupa limanlarından yola çıktı. Yüzlerce gönüllüyü taşıyan 100’den fazla gemi ve tekneden oluşan filo; gıda, bebek maması, ilaç ve hijyen malzemeleri gibi insani yardımların ulaştırılmasını ve Gazze’ye sivil bir deniz koridoru açılmasını hedefliyordu. Yolculuk ilk olarak 12 Nisan’da yaklaşık 39 tekneyle Barselona’dan başladı, ardından gemiler İtalya’daki Siraküza ve Augusta limanlarında toplanarak 56 gemiyle Doğu Akdeniz’e yöneldi.

İsrail, bu tür deniz hareketlerini Gazze’ye uyguladığı “güvenlik ablukasının” bir parçası olarak değerlendiriyor ve bunun Filistinli gruplara silah girişini engellemeyi amaçladığını savunuyor. Tel Aviv ayrıca bu filoların yalnızca insani girişimler olmadığını, “siyasi ve medya baskısı oluşturmayı ve deniz ablukasını kırmayı hedefleyen provokatif eylemler” olduğunu öne sürüyor. Buna karşılık filo organizatörleri, misyonlarının tamamen insani olduğunu, Gazze’deki duruma dikkat çekmeyi ve acil yardım ulaştırmayı amaçladığını vurguluyor.

İsrail donanmasının bu tür gemilere müdahalesi ilk kez yaşanmıyor. Geçmiş yıllarda da uluslararası sularda ya da Gazze kıyıları yakınında ablukayı kırmayı amaçlayan filolara yönelik çok sayıda operasyon gerçekleştirildi. Ekim 2025’te İsrail, önceki bir filonun bir bölümüne müdahale etmiş, organizatörler 44 gemiden 21’inin alıkonulduğunu açıklamıştı. En kanlı olay ise 2010 yılında “Mavi Marmara” gemisine düzenlenen baskında 10 Türk aktivistin şehit edilmesi olmuş, bu olay uluslararası tartışmalarda dönüm noktası sayılmıştı.

Daha sonraki yıllarda “El-Emel”, “Ruh Rachel Corrie”, “Tahrir” ve “Zeytune” gibi gemiler de benzer müdahalelere maruz kaldı. 2025 yılında ise “Madeleine” ve “Hanzala” adlı gemiler hedef alındı. Uluslararası sularda “Küresel Direniş Filosu”na yönelik son müdahale, siyasi ve çeşitli gruplar tarafından “deniz korsanlığı” ve uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirildi.

Hamas yöneticilerinden Usame Hamdan, işgal donanmasının filo gemilerine el koymasını “korsanlık ve uluslararası hukukun ihlali” olarak değerlendirerek, insani bir konvoyun hedef alınmasının “işgalin vahşetini” gösterdiğini söyledi. Hamdan ayrıca, hareketin arabuluculara birinci aşama yükümlülükleri yerine getirilmeden ikinci aşamaya geçmeyi reddettiğini ilettiğini belirterek, İsrail’i anlaşmadan kaçmakla ve Gazze’de günlük tırmanışı sürdürmekle suçladı. Ayrıca, Barış Konseyi İcra Direktörü Miladinov’un İsrail ile “iş birliği” içinde olduğunu ve onu yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayamadığını ileri sürdü.

Filistin Halkının Haklarını Destekleme Uluslararası Komitesi “Haşd” da; yaşananları, barış aktivistleri, insan hakları savunucuları ve insani yardımlar taşıyan uluslararası filoya karşı “tekrarlanan bir deniz korsanlığı suçu” olarak değerlendirdi. Kurumun Başkanı Salah Abdülati, saldırının “deniz hukuku ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlali” olduğunu belirterek, uluslararası sularda gemilerin hedef alınmasının “savaş suçu” teşkil edebileceğini ifade etti.

Haşd’a göre, İsrail donanması çarşamba gecesi geç saatlerde filo gemilerine yönelik saldırıya başladı ve İsrail medyası bazı gemilerin ele geçirildiğini duyurdu. Bu, en geniş çaplı deniz müdahalelerinden biri olarak değerlendirilirken, Girit yakınlarında diğer gemilerin de hedef alınmaya devam ettiği aktarıldı. Kurum, saldırı öncesinde elektronik karıştırma ve doğrudan tehditlerin kullanıldığını, bunun insani misyonu engelleme ve Gazze’ye ulaşmasını önleme amacı taşıdığını belirtti.

Haşd, bu tırmanışın ihlallerin kapsamının uluslararası dayanışma aktivistlerini de içine alacak şekilde genişlediğini ve onların hayatını riske attığını vurguladı. Kurum ayrıca gemilerdeki aktivistlerin güvenliğinden endişe duyduğunu ifade ederek, onları “insanlığın yaşayan vicdanı” olarak nitelendirdi ve gözaltı tehdidi ile gemilerin Aşdod Limanı’na çekilme riskine dikkat çekti.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!