Trump’ın bu akşamki konuşması açık bir anlama sahipti: İran’a karşı bir aydan uzun süredir sürdürülen savaşın temel hedeflerinin gerçekleştirilemediğinin açık ilanı.
Bir nişancı hikâyesi anlatılır: Kendini çok usta zanneden bir nişancıdan performansını göstermesi istenir. Birkaç el ateş eder ama hiçbir atışı hedefi tutturmaz. Ancak başarısızlığını kabul etmek yerine, kurşunların isabet ettiği yerlerin etrafını çizerek “Benim hedefim baştan beri burasıydı ve başarılı oldum” der.
Trump’ın bu akşamki konuşması ve Beyaz Saray’ın vadettiği önemli güncelleme de büyük ölçüde buna benziyor. Trump’ın bu akşam dile getirdiği çeşitli ve çoğu tekrar niteliğindeki iddiaların yanında, yaşanan en önemli gelişme “duruma” dair bir güncelleme değil, “açıklanan hedeflerin” güncellenmesi oldu. Böylece önümüzdeki günlerde savaşın muhtemel sona ermesinin ardından Trump’ın fiilen zafer ilan edebilmesinin zemini hazırlanmış oldu.
Tesnim'in haberine göre, ABD daha önce İran’a karşı savaşın bazı hedeflerini açıklamıştı: 1- İran’da siyasi sistemin değiştirilmesi 2- ABD’ye boyun eğmiş bir yönetimin İran’da iktidara getirilmesi 3- İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma kapasitesinin ortadan kaldırılması 4- İran’ın nükleer kapasitesinin sona erdirilmesi. Ancak ABD ve İsrail’in gerçek hedefleri bunların da ötesindeydi; nihai amaç İran’ın parçalanmasıydı ki böylece İran’ın bölgede ve dünyada Amerikan hegemonyasına engel olması tamamen ortadan kaldırılsın.
Savaşın başlamasının ardından ise Hürmüz Boğazı’nın askeri güç kullanılarak İran’ın kontrolünden çıkarılması, ABD açısından küresel itibar kaybını önlemenin en önemli hedefi haline geldi.
Peki Trump bu akşam fiilen ne söyledi: 1- İran’da rejim değişikliği hiçbir zaman savaşın hedefleri arasında yer almamıştı 2- İran’da rejim değişikliği fiilen gerçekleşmişti 3- ABD’nin Hürmüz Boğazı konusunda bir sorumluluğu yoktur; dolayısıyla bu boğazdan petrol isteyen ya ABD’den satın alsın ya da gidip kendisi açsın.
Trump ayrıca İran’ın nükleer ve savunma kapasitesini yok etme hedeflerine ulaştığını, İran’ın deniz ve hava kuvvetlerini de tamamen imha ettiğini iddia etti.
Ancak:
Birincisi: İran’ın deniz gücü yok edilmişse, ABD neden hâlâ Hürmüz Boğazı’nın açık olmamasından şikâyet ediyor? Boğazı Marslılar mı kontrol altına aldı?
İkincisi: İran’ın füze kapasitesi yok edilmişse, bu akşam siyonist rejime yönelik en ağır füze saldırısını kim gerçekleştirdi? Merkür gezegeninden mi geldiler?
Üçüncüsü: ABD daha önce 12 günlük savaşta İran’ın tüm nükleer kapasitesini yok ettiğini söylememiş miydi? Bu durumda şimdi de açıkça yalan söylüyor; hatta daha büyük bir yalan.
Dördüncüsü: Trump’ın konuşmasının öne çıkan yönlerinden biri de Hürmüz Boğazı’nı açma konusundaki yetersizliğini açıkça dile getirmesi oldu. Bu nedenle bu hedefi fiilen kendi hedefleri listesinden çıkardı ve büyük bir başarısızlığı kabul etti.
Beşincisi: İran’da siyasi sistemin değiştiğini iddia etmek artık gülünç bir hal almıştır. Bazı uluslararası gazetecilerin ifadesiyle, ancak Trump gibi biri Hamaney’i (Şehit Ayetullah Seyyid Ali) Hamaney (Ayetullah Seyyid Mücteba) ile değiştirip bunun bir rejim değişikliği olduğunu iddia edebilir.
Dolayısıyla Trump’ın bu akşamki konuşması birkaç açık anlam taşımaktadır:
1- İran’a karşı bir aydan uzun süredir sürdürülen savaşın temel hedeflerinin gerçekleştirilemediğinin açık ilanı
2- İki ya da üç hafta sonra, hatta daha kısa sürede ilan edilecek hayali bir zafer için propaganda unsurları oluşturulması (savunma ve nükleer kapasitenin yok edilmesi, rejim değişikliği gibi)
3- Savaşın önemli bir göstergesi olan Hürmüz Boğazı’nı açma konusunda açık bir yetersizlik beyanı
4- ABD kamuoyunda yöneltilen sert eleştirilere, kendisini geçmişteki savaş yanlısı liderlerle kıyaslayarak cevap verme çabası (ben vahşiysem, öncekiler de en az benim kadar ya da daha fazla...
www.kudusgunu.com