“Merkava” tankı uzun yıllardır “İsrail” askeri gücünün sembollerinden biri olarak görülse de, Güney Lübnan’da tekrarlanan şekilde hedef alınması, bu platformun güdümlü füze ve pusu temelli savaş ortamındaki etkinliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Güney Lübnan’daki farklı cepheler, sınır hattı boyunca dikkat çekici bir sahadaki tırmanışa sahne oluyor. Hizbullah’ın özellikle “İsrail” tankları ve askeri araçlarını hedef almaya odaklandığı görülüyor. Bu gelişme, çatışmanın sınırlı karşılıklı ateşten, ilerleyen güçlerin omurgasını hedef alan yoğun bir kara yıpratma savaşına evrildiğini yansıtıyor. Son günlerde Hizbullah, Tayyibe, Kantara, Dibl ekseni ve Hıyam çevresinde “İsrail”e ait “Merkava” tanklarına yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu saldırılarda tanksavar güdümlü füzelerin kullanıldığı, bölgesel medya raporlarında da bu bölgelerde kara çatışmalarının arttığı teyit ediliyor.
Şihab'ın haberine göre, Hizbullah medyasında yayımlanan saha verileri ve Arap basınında yer alan örtüşen raporlara göre, birden fazla cephede eş zamanlı operasyonlar kapsamında çok sayıda tank hedef alındı ve imha edildi. Bu operasyonların amacı, “İsrail”in ilerleyişini yavaşlatmak ve güneydeki herhangi bir kara harekâtının maliyetini artırmak olarak değerlendiriliyor.
Bu operasyon tarzı yalnızca sahadaki kayıplar açısından değil, aynı zamanda açık bir taktiksel dönüşüme işaret etmesi bakımından da önem taşıyor. Bir zamanlar kara ilerleyişinin belirleyici unsuru olarak görülen tanklar, artık doğrudan ve açık hedef haline gelmiş durumda. Bu bağlamda Lübnanlı askeri uzman Elias Hanna, güneyde yaşananların “İsrail” güçlerinin ilerleyişini operasyonel bir yüke dönüştürmeye yönelik organize bir çaba olduğunu belirtiyor. Hanna, tankların hedef alınmasının, “İsrail” ordusunun ileri noktaları sabitleme kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını ifade ediyor. Kornet gibi güdümlü füzelerin kullanımı ve pusu taktiklerinin tercih edilmesi, kara savaşının doğasına dair hassas bir anlayışı yansıtıyor. Direnişin hedefinin, güçleri mevzilenmeden önce vurmak olduğu vurgulanıyor.
Öte yandan Lübnanlı askeri uzman Hasan Cuni, Hizbullah’ın bu aşamada “hızlı vur-kaç” taktiğini benimsediğini belirtiyor. Bu yöntemin, Gazze’deki gibi geniş çaplı doğrudan çatışmalara girmeden “İsrail” güçlerini yıpratmayı hedeflediğini ifade ediyor. Cuni’ye göre güneydeki çatışma, belirli noktalarda tank ve araçların hedef alınıp ardından hızlı geri çekilme üzerine kurulu bir yıpratma mantığıyla yürütülüyor. Bu durum, “İsrail” ordusunun sahada kalıcı bir üstünlük kurmasını zorlaştırıyor. Özellikle açık ve savunmasız alanlarda ilerleyen birliklerin sürekli tehdit altında kalması, kara harekâtını daha maliyetli hale getiriyor.
“Merkava” tankı uzun yıllardır “İsrail” askeri gücünün sembollerinden biri olarak görülse de, Güney Lübnan’da tekrarlanan şekilde hedef alınması, bu platformun güdümlü füze ve pusu temelli savaş ortamındaki etkinliği konusunda soru işaretleri doğuruyor. Lübnanlı siyasi analist Vecdi el-Aridi, “Merkava”nın bu şekilde hedef alınmasının, teknolojik üstünlüğün coğrafya ve taktik belirleyici olduğunda zafer anlamına gelmediği yönünde açık bir mesaj taşıdığını ifade ediyor. Güney Lübnan’ın coğrafi yapısı ve engebeli arazisinin pusu taktikleri uygulayan güçlere avantaj sağladığı, bu nedenle gelişmiş tankların dahi hedef haline geldiği belirtiliyor.
Bu gelişmeler, daha geniş bölgesel bağlamdan ayrı değerlendirilmiyor. Güney Lübnan’daki çatışmalar, İran ile ABD ve “İsrail” arasındaki artan gerilimle kesişiyor. Analistler, sahada yaşananların çok cepheli bir mücadelenin parçası olduğunu ve tarafların hem kara operasyonları hem de füze saldırılarıyla yeni dengeler oluşturmaya çalıştığını belirtiyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın tanklara odaklanması, “İsrail”in hızlı bir saha başarısı elde etmesini engellemeye ve çatışmayı uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüştürmeye yönelik bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Tank ve askeri araçlara yönelik saldırıların artmasıyla birlikte, Güney Lübnan’daki çatışmaların klasik bir yıpratma savaşı modeline doğru ilerlediği görülüyor. Bu tür savaşlarda amaç hızlı zafer değil, karşı tarafın maliyetini artırmak oluyor. Uzmanlar, mevcut güç dengesi göz önüne alındığında, taraflardan hiçbirinin ağır kayıplar vermeden hızlı bir zafer elde edemeyeceğini ve çatışmanın uzun süre devam edebileceğini belirtiyor. Hizbullah’ın son operasyonları, çatışmanın doğasında önemli bir değişime işaret ediyor. Artık mücadele yalnızca toprak kontrolü etrafında değil, bu kontrolün maliyeti üzerinden şekilleniyor. Kara ilerleyişinin öncü unsuru olan tankların doğrudan ve sürekli hedef haline gelmesi, çatışmanın yeni aşamasının en belirgin göstergesi olarak öne çıkıyor.
www.kudusgunu.com