Önde gelen Amerikalı medya yorumcularından Tucker Carlson, ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a saldırmaması konusunda uyardı.
Önde gelen Amerikalı medya yorumcularından Tucker Carlson, ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a saldırmaması konusunda uyardı ve İsrail’in politikaları ile bu yapının başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yalnızca ABD için değil, tüm dünya için tehdit oluşturduğunu söyledi. Şihab'ın haberine göre, siyonist İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesi, ABD’nin en etkili medya figürlerinden biri olan Carlson’un, Trump’ı İran’a saldırmaktan vazgeçirmeye ikna etmek için Beyaz Saray’da uzun saatler geçirdiğini yazdı. Carlson’un Netanyahu ve İsrail politikalarının ABD ve küresel güvenlik için tehdit oluşturduğu yönünde uyarılarda bulunduğu aktarıldı.
Gazeteye göre Carlson Beyaz Saray’da kendini rahat hissediyor ve Trump tarafından düzenli olarak davet ediliyor. Oğlu Buckley Carlson ise Başkan Yardımcısı J. D. Vance’in ofisinde çalışıyor. Carlson’un iktidar çevrelerinde geniş ilişkileri bulunduğu ve son bir ayda, bazen tamamen gizli şekilde, Orta Doğu’da bir savaşın patlak vermesini engelleme amacıyla daha sık ortaya çıktığı belirtildi.
Carlson’un, Netanyahu’nun küresel bir savaş çıkarmaya çalıştığı ve bunun ABD yönetimini tehlikeye attığı yönünde Amerikan başkanını uyarmaya çalıştığı ifade edildi.
Olaylara ilişkin değerlendirmeleri kapsamında Carlson, bu hafta podcast programlarını İsrail konusuna ayırdı. Bu çerçevede Beytüllahim’den Filistinli bir Amerikalıyla röportaj yaptı. Söz konusu röportajda Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti, İsrail ordusunun bu uygulamalara göz yumması ve Evanjelik büyükelçi Mike Huckabee’nin bölgedeki Hristiyanlara ilgisizliği ele alındı.
Carlson ayrıca Huckabee ile iki saat süren uzun bir röportaj gerçekleştirdi. Bu röportajda Huckabee’nin İsrail’in kutsal kitapta vaat edildiğini iddia ettiği tüm toprakları hak ettiği yönündeki sözleri öne çıkarıldı. Carlson bu ifadeyi “nehirden denize” sloganının Siyonist versiyonu olarak nitelendirdi.
Programının yeni bölümünde Carlson, İran’la herhangi bir savaşa karşı çıkmasının nedenlerini anlattığı uzun bir monolog yaptı. ABD’yi bekleyebilecek ağır sonuçlara dikkat çeken Carlson, derin bir ekonomik kriz, petrol fiyatlarında artış ve geniş çaplı mülteci dalgaları riskine işaret etti.
Carlson, “Amaç İsrail’i korumak değil; çünkü İsrail İran halkını özgürleştirmek istemiyor. Amaç bölgesel hâkimiyetteki rakibini ortadan kaldırmak. İran olmadan Orta Doğu’da yalnızca tek bir güç, muhtemelen nükleer bir güç kalacak” dedi.
Carlson ayrıca Netanyahu’ya sert eleştiriler yöneltti. Netanyahu’nun 2000’li yılların başında Washington’da Irak’ın işgalini teşvik eden açıklamalarını hatırlatan Carlson, Netanyahu’nun ne yaptığını çok iyi bildiğini ve ABD’yi savaşa sürüklemek için her fırsatı kullandığını söyledi.
Carlson, “Savaşa doğru gidiyoruz ve herkes bunun tek nedeninin İsrail’in bunu istemesi olduğunu biliyor. Bu onların son fırsatı. Bu, İsrail’in ABD’de iki partinin de desteğini aldığı son başkanlık dönemi” ifadelerini kullandı.
Carlson’un eleştirileri yalnızca İsrail’le sınırlı kalmadı. İsrail yanlısı Amerikan medyasını da hedef alan Carlson, Rupert Murdoch ailesine ait medya kuruluşları ile Fox News’i savaş yanlısı propaganda ve açık yalanlar yaymakla suçladı. Kendisinin ise muhafazakâr kamuoyuna daha açık ve anlaşılır analizler sunmaya çalıştığını söyledi.
Haaretz gazetesi, Carlson’un Beyaz Saray’daki varlığının Amerikan sağındaki İsrail yanlısı kanatta rahatsızlık yarattığını yazdı. Trump’ın ise popülist taban içindeki yüksek popülaritesi nedeniyle Carlson’la ilişkilerinde dikkatli davranmak zorunda kaldığı belirtildi.
Carlson’un Arap medyasına da birçok röportaj verdiği ve bu röportajlarda İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki adımlarını “toprak gaspı girişimi” olarak nitelendirdiği aktarıldı. Carlson ayrıca Netanyahu’yu “kötü ve yıkıcı biri, tüm dünyayı tehlikeye atan bir lider” olarak tanımladı ve İsrail’in Kudüs’teki mevcut durumu değiştirmeye çalışması halinde küresel bir savaş çıkabileceği uyarısında bulundu.
Gazete, bu gelişmelerin ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Huckabee’nin Filistin toprakları ve Yahudilerin bu topraklar üzerindeki haklarına ilişkin tartışmalı açıklamaları nedeniyle Arap ülkelerinde oluşan öfkeyi yatıştırmaya çalıştığı bir dönemde yaşandığını belirtti. Aynı zamanda Trump’ın Washington ve Gazze’deki projeleri için Arap ülkelerinden finansman sağlamaya çalıştığı ve ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti içinde güç dengelerinin yeniden şekillendiği ifade edildi.
www.kudusgunu.com