Tahran Cuma İmamı Ahmed Hatemi, müzakereler hakkında yaptığı açıklamada, nizamın kesinlikle uranyum zenginleştirme faaliyetinin askıya alınmasını kabul etmeyeceğini söyledi.
Tesnim Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, Tahran Geçici Cuma İmamı Ayetullah Seyyid Ahmed Hatemi, başkentte bu hafta İmam Humeyni Musallası’nda kılınan ibadi-siyasi cuma namazı hutbelerinde yaptığı konuşmada ekonomik sorunlara değinerek şunları söyledi: Ekonomik baskı koşullarında Müslüman kardeşlerimizin daha fazla zarar görmesine izin vermeyelim. Herkes gücü yettiği ölçüde yardım etsin. Bazı genç erkekler maddi durumlarının uygun olmaması nedeniyle evlenemiyor, aynı şekilde bazı genç kızların evliliği de bu nedenle gecikiyor. Devrimden önce dindar insanlar yardım ederdi, bugün de bunun yapılması gerekir.
İran ile ABD arasındaki dolaylı nükleer müzakerelere ilişkin konuşan Hatemi, şu ifadeleri kullandı: Herkesin beklediği gibi, ABD ile yürütülen dolaylı müzakereler konusunda sayın Dışişleri Bakanı konuşmaktadır ve bizim çabamız sizin, yani halkın sözünü iletmektir. İnşallah müzakere heyeti bu noktalara dikkat edecektir. Birinci nokta şudur: Nizamın çizgisi, müzakerelerin yalnızca nükleer alanda yürütülmesidir; füze konusu ve diğer meseleler müzakere konusu değildir. Bu nedenle bu noktaya dikkat edilmelidir. Nizam kesinlikle zenginleştirme faaliyetinin askıya alınmasını kabul etmez; bugüne kadar kabul etmediği gibi bundan sonra da kabul etmeyecektir. Bazı Amerikalı müzakerecilerin zenginleştirmenin askıya alınması ya da sıfıra indirilmesi yönündeki sözleri saçma ve gerçek dışıdır, böyle bir şey imkânsızdır.
Tahran Cuma Hatibi konuşmasında, Trump’ı çağın firavunu olarak nitelendirdi. Firavunun özelliğinin kendisini en üstün görmek ve görüşünü zorla kabul ettirmek olduğunu söyleyen Hatemi, Trump’ın da kendi görüşünü dayatmaya çalıştığını ifade etti. Ancak bunun aptalca bir düşünce olduğunu belirterek İran milletinin zillete boyun eğmeyeceğini söyledi.
Hatemi ayrıca şunları kaydetti: Witkoff yakın zamanda, Tahran’ın önemli bir askeri güce sahip olmasına rağmen neden teslim olmadığını ve bu baskı ile deniz gücüne rağmen neden silah istemediğini itiraf etmediğini sormuştu. Bu durum Trump ve çevresinin İran milletini tanımadığını gösteriyor ve bu anlayışsızlık onların başına iş açmıştır. Bu durumu kavrayamamak Trump’ı çaresiz bırakmıştır; çünkü İran milletinin neden teslim olmadığını soruyor. İran halkı İmam Hüseyin’in mektebinde yetişmiştir. İzzetli ölüm, zulüm altında yaşamaktan daha iyidir ve bir çatışma yaşanırsa Yezid’in yolundan gidenler öldürülecektir.
ABD’nin donanması ve savaş gemileri olduğunu söyleyen Hatemi, ancak İran liderinin ifadesiyle onların gemilerinden daha tehlikeli olan şeyin bu gemileri denizin dibine gönderecek silahlar olduğunu dile getirdi.
Tahran Geçici Cuma İmamı, ocak ayındaki olaylar ve bazı üniversitelerde yaşanan son huzursuzluklara da değinerek, son bir aydan uzun süredir mutlak çoğunluk ile çok küçük bir azınlık arasında bir karşılaşma yaşandığını söyledi. Allah sevgisi, Ramazan’ın kutsallığı, şehitlerin hatırası ve vatan sevgisinin çoğunluğun ruhunda dalgalandığını belirten Hatemi, buna karşılık küçük bir grubun küresel güçlerin hizmetinde olduğunu ve bazı aldatılmış kişilerin de şiddette ön saflarda yer aldığını vurguladı. Camilerin, Kur’an’ın, hüseyniyelerin ve türbelerin yakıldığını söyleyen Hatemi, bunun vahşilerin ve Trump, Netanyahu ile DEAŞ’ın askerlerinin işi olduğunu belirtti. Üniversitelerde yaşananların da aynı çerçevede olduğunu belirterek, öğrencilerin çoğunluğunun inançlı, devrimci ve cemaatle namaz kılan kişiler olduğunu, bununla gurur duyduklarını söyledi. Vatanına ve bayrağına saygı duyan öğrencilerin çoğunluğu oluşturduğunu, bazı kişilerin ise öğrenci görünümlü olduğunu ya da üniversite dışından geldiğini ve yasa dışı davranışlar sergilediğini ifade etti.
Hatemi, bazı sözde öğrencilerin sınıf arkadaşlarına bıçak, taş ve benzeri araçlarla saldırdığını söyledi. Üniversitelerde yaşananların toplumda meydana gelen olaylardan ayrı olmadığını belirterek, halkın ortaya koyduğu tutumun benzerini inançlı öğrencilerin de sergilediğini ifade etti. Üniversitenin tartışma yeri olduğunu söyleyen Hatemi, üniversitelerin bilimsel tartışma alanı olması gerektiğini, bu konuda kimseye kısıtlama olmadığını belirtti. Ancak tartışmanın aracının bilim olması gerektiğini, bıçak çekmek ve taş atmak olmadığını vurguladı. Müzakerenin aracının vatana saygı olduğunu, bayrak yakmak olmadığını belirten Hatemi, şiddeti araç olarak kullananlara karşı yasal ve kararlı şekilde müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
Hatemi, üniversite yöneticilerine de seslenerek üniversitenin akıl ve bilgelik kalesi olduğunu, vahşetin yeri olmadığını söyledi. Bu nedenle söz konusu kişilerle kararlı ve yasal şekilde mücadele edilmesi gerektiğini, çünkü onların üniversitenin bilimsel ilerlemesine karşı olduğunu ifade etti.
Konuşmasının devamında Hatemi, askeri savaşın 12 günlük savaşta yaşandığını ancak kültürel savaşın sürekli ve kalıcı olduğunu dile getirdi. Bu günlerde ekonomik savaşın yanı sıra bir medya savaşıyla da karşı karşıya olunduğunu belirten Hatemi, bunun halkın düşüncesini gerçek yoldan başka bir yöne yönlendirmek için yayılan yalan söylentiler olduğunu ifade etti. Bu konuda münafıkların sahte haberler yayımladığını ve efendilerinden para almak için böyle davrandıklarını savundu. Gerçekte bunun arkasında hiçbir hakikat olmadığını söyleyen Hatemi, münafıkların faaliyet gösterdiklerini göstermek amacıyla sosyal medyada sürekli yalan haberler yayımladığını ve bunun adının “ercaf” olduğunu belirterek yargı organlarının bunlara karşı kararlı şekilde hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
www.kudusgunu.com