Bir diğer dikkat çeken nokta ise Gazze’deki geniş çaplı yıkım nedeniyle “İsrail”in tazminat ödemesi gerektiğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmemesi oldu.
Filistin Ulusal Girişimi Genel Sekreteri, ABD Başkanı başkanlığında Washington’da düzenlenen sözde Barış Konseyi toplantısının en endişe verici başlıklarından birinin, Gazze’nin kaderini yalnızca Batı Şeria’dan değil, Filistin meselesinin bütününden ayırmaya yönelik açık bir girişim olduğunu söyledi.
Qodsna'nın aktardığına göre, Mustafa El Bergusi Filistin Enformasyon Merkezi’nde yayımlanan makalesinde, toplantının katılımcı yapısı ve ele alınan konuların çok sayıda soru ve eleştiriyi beraberinde getirdiğini yazdı. Toplantıda, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde savaş suçu suçlamaları bulunmasına rağmen “İsrail” resmî olarak temsil edildi. Buna karşılık meselenin asıl tarafı olan Filistin yeterli biçimde temsil edilmedi. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı’na yalnızca konuşma izni verildi ve konuşması da Gazze Şeridi’ndeki insani ve idari durumla sınırlı tutuldu.
Buna karşılık işgal rejiminin Dışişleri Bakanı , Tel Aviv’in Gazze’deki gelişmelere ilişkin tek taraflı ve çarpıtılmış anlatısını sunma fırsatı buldu. Bu süreçte yalnızca Filistinlilerin ulusal sesi yansıtılmamakla kalmadı, aynı zamanda Filistin halkının tanınmış temsil kurumu olan Filistin Kurtuluş Örgütü de fiilen geri plana itildi. Birçok gözlemciye göre bu yaklaşım, Filistin’in resmî siyasi yapısına yönelik uluslararası ve siyasi baskının sürmesinin ve bu yapının devre dışı bırakılmaya çalışılmasının yeni bir göstergesi.
Gazze’yi Filistin bütününden ayırma girişimi
Toplantının en dikkat çekici ve kaygı verici başlıklarından biri, Gazze’nin kaderini yalnızca Batı Şeria’dan değil, Filistin meselesinin bütününden ayırmaya yönelik açık bir çaba olmasıydı. Ortaya atılan bazı planlar, Gazze’nin geleceğini Filistin ulusal çerçevesinden bağımsız ayrı bir yapı olarak tasvir ediyor. Bu yaklaşımın Filistin’in siyasi coğrafyasının parçalanmasına ve ulusal kimliğin zayıflatılmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.
Eleştirmenler, böyle planların Filistinliler arasında ulusal mutabakat olmadan uygulanması hâlinde Filistin meselesinin zamanla “bir halkın hakları” meselesi olmaktan çıkarılıp yalnızca dağınık bölgelerin yönetimiyle sınırlı coğrafi bir sorun hâline indirgenebileceği uyarısında bulunuyor.
Güvenlik konusundaki belirsizlik ve yeni güç planı
Toplantının en belirsiz başlığı güvenlik meselesi oldu. Bu çerçevede Mısır ve Ürdün’de eğitilecek beş bin kişilik yeni bir geçiş dönemi polis gücü kurulması önerildi. Ancak Gazze’de hâlihazırda görev yapan polis güçlerinin geleceğine dair net bir açıklama yapılmadı.
Ayrıca Endonezya, Fas, Kosova, Kazakistan ve Arnavutluk gibi ülkelerin yaklaşık 20 bin kişilik “barış gücü” ya da “istikrar gücü” oluşturacağı duyuruldu. Bu gücün en büyük bölümünü, yani 8 bin askerini Endonezya sağlayacak. Gücün Gazze vilayetlerine göre beş tugaya bölüneceği, bunlardan yalnızca Refah’ın isminin açıkça zikredildiği ifade edildi.
Bununla birlikte bazı temel sorular yanıtsız kaldı: Bu güç güvenlik görevleri mi üstlenecek yoksa silahsızlandırma planının parçası mı olacak? “İsrail” ordusu Gazze’deki işgal ettiği bölgelerden çekilecek mi ve çekilecekse bunun takvimi ne olacak? İsrail’in saldırılarının durdurulmasını kim garanti edecek? İsrail güçleri tampon bölgeye çekilirse uluslararası güçler bu bölgenin hangi tarafında konuşlanacak?
Bu süreçte eski İngiltere Başbakanı'nın, herhangi bir Filistin polis gücünün “İsrail” tarafından incelenip onaylanması gerektiği yönündeki açıklaması geniş çaplı eleştirilere yol açtı. Eleştirmenlere göre bu şart, Gazze’nin güvenlik yapısı üzerinde İsrail’in dolaylı kontrolünün devamı anlamına geliyor.
Öte yandan ABD Başkanının, iki ülkenin Hamas’a karşı askeri harekât düzenlemek istediğini ancak Washington’un bunu gerekli görmediğini ima eden açıklamaları da belirsizlikleri artırdı. Bu ülkelerin hangileri olduğu ve Gazze’de İsrail ordusuna benzer bir rol üstlenmeye hangi yetkiyle hazırlandıkları soruları gündeme geldi.
Yeniden inşa: vaatler ve gerçekler
Toplantının üçüncü ana başlığını Gazze’nin yeniden inşası oluşturdu. Bazı ülkeler ve Birleşmiş Milletler’e bağlı kurumların toplamda 7 milyar dolar taahhütte bulunduğu açıklandı. ABD Başkanı da buna ek olarak 10 milyar dolar sözü verdi; ancak bunun ABD Kongresi’nin onayına bağlı olduğu belirtildi.
Buna karşılık tahminler Gazze’nin tamamen yeniden inşası için en az 60 ila 70 milyar dolara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bu nedenle verilen sözlerle gerçek ihtiyaçlar arasında ciddi bir fark bulunuyor. Ayrıca birçok ülke yardımlarını hemen değil, birkaç yıla yayılan kademeli bir şekilde sağlamayı taahhüt etti.
Bir diğer dikkat çeken nokta ise Gazze’deki geniş çaplı yıkım nedeniyle “İsrail”in tazminat ödemesi gerektiğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmemesi oldu. Ayrıca yeniden inşanın finansmanı ve enerji ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabilecek Gazze açıklarındaki doğal gaz sahasının işletilmesi konusu da gündeme alınmadı.
Yeniden inşanın Refah ve kıyı şeridinden başlatılacağının açıklanması ise Gazze’nin doğu kesimlerinin işgal güçlerinin kontrolünde kalabileceği ve yeniden inşa sürecinin iki milyondan fazla Gazze sakininin acil ihtiyaçlarından çok yabancı yatırımcıların çıkarlarını önceleyecek şekilde planlanabileceği yönünde kaygılara yol açtı.
www.kudusgunu.com