Maryam-Rose Osta ve Abdullah el-Hatib, Berlin Film Festivali’nde İsrail’le birlikte hareket eden hükümetlerin politikalarını eleştirdi.
Tesnim Haber Ajansı kültür muhabirinin haberine göre, 76. Berlin Film Festivali’nin kapanış töreni, festival tarihinin en siyasi törenlerinden biri ve aynı zamanda Batı’daki en İsrail karşıtı sinema etkinliklerinden biri olarak değerlendirildi.
Gazze’de çocukların öldürülmesinin ve Avrupa hükümetlerinin siyonist israil'e siyasi desteklerinin gölgesinde gerçekleşen festival, Berlin Film Festivali’nin en tartışmalı dönemlerinden biri oldu. Öyle ki onlarca tanınmış sinema ismi, festival sekreterliğinin bu katliam karşısındaki sessizliğini eleştiren bir mektup yayımladı. Ayrıca “Hind Receb’in Sesi” filminin yönetmeni, Almanya hükümetinin İsrail’e yönelik siyasi desteğini gerekçe göstererek Sinema İçin Barış Ödülü’nü reddetti.
Ancak süreç bununla sınırlı kalmadı ve beklendiği gibi bu atmosfer kapanış törenine de yansıdı.
Berlin Film Festivali’nde en iyi kısa film ödülünü kazanan “Bir Zamanlar Bir Çocuk” adlı kısa filmin yönetmeni Maryam-Rose Osta, ödülünü alırken yaptığı konuşmada Lübnanlı ve Filistinli çocukların öldürülmesini ve Almanya gibi bazı hükümetlerin bu konudaki tutumunu eleştirdi. Osta, söz konusu hükümetlerin Gazze ve Lübnan’da sivillerin öldürülmesine karşı uluslararası platformlarda sunulan itiraz ve girişimleri veto ettiğini söyledi.
Lübnanlı yönetmenin filmi de düşman saldırıları sırasında Lübnan’da yaşayan ve savaş hakkında rüyalar gören bir çocuğun hikâyesini anlatıyor.
Maryam-Rose Osta ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada şöyle dedi:
“Filmim, örneğin uykusunu bölen savaş jetlerini durdurabilen olağanüstü güçlere sahip bir çocuk hakkında. Bu sadece sinema, sadece hayali bir hikâye. Ancak gerçek hayatta Gazze’de, Filistin’in dört bir yanında ve benim Lübnan’ımda çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok.
Savaşın sesleri bizim ailelerimiz için sadece bir metafor değil, günlük bir tehdittir. Dün Lübnan’da dört çocuk öldürüldü ve Gazze’de çoğu çocuk olan sayısız şehidin sayısı artmaya devam ediyor.
Hiçbir çocuk, büyük güçlerin veto hakkıyla güçlendirilen ve uluslararası hukukun çöküşüyle birlikte ilerleyen bir soykırımdan hayatta kalmak için süper güçlere ihtiyaç duymamalıdır.
Eğer bu ödülün bir anlamı olacaksa, bırakın anlamı şu olsun: Lübnanlı ve Filistinli çocuklar pazarlık konusu değildir ve yaşamalıdır.”
Ayrıca “Bir Kuşatmanın Günlükleri” filmiyle Berlin’de ilk film ödülünü kazanan Abdullah el-Hatib, sahneye Filistin bayrağıyla çıktı ve konuşmasını “Filistin’e özgürlük” çağrısıyla tamamladı. El-Hatib ayrıca Almanya hükümetini, İsrail’in eylemlerinde “suç ortaklığı” olarak nitelediği tutum nedeniyle eleştirdi ve şöyle konuştu:
“Bu ödülü almak için burada olduğum için mutluyum, ancak ben Filistinliyim, bu yüzden bu anı Filistin hakkında konuşmak için kullanmalıyım. Berlinale’ye katılmam için üzerimde büyük baskı vardı ve bunun tek nedeni burada durup Filistinlilerin özgür olacağını söylemekti. Bir gün Gazze’nin ortasında ve Filistin’in diğer şehirlerinde harika bir film festivalimiz olacak.”
www.kudusgunu.com