Muhammed Ceradat: Abartı olmayacaktır ki, İsrail ordusunun Bint Cbeyl’de içine çekildiği bu süreç, Lübnan’a yönelik saldırının kaderini belirleyebilir.
El Meyadin yazarı Muhammed Ceradat, Bint Cubeyl'deli çatışmalarla ilgili şunları yazdı: "Örümcek ağından daha zayıf”; bu sloganı şehit lider Hasan Nasrallah, tam da burada, Bint Cubeyl’de dile getirmişti. Burası, geçen yüzyıldan bu yana Fransız işgaline karşı direniş tarihiyle iç içe geçmiş Güney Lübnan coğrafyasının düğüm noktası, aynı zamanda Filistin’in kuzey cephesinin Britanya işgaline karşı tacı niteliğindedir. Şeyh İzzeddin el-Kassam’ın bazı adamları da burada eğitim almış ve sahaya mühimmat temin etmişti.
Litani’nin “prensesi” başını gururla kaldırarak, coğrafi alçaklığından çevredeki tepelerin gözlerine doğru uzanır; doğuda Aynata’ya, güneyde Maroun er-Ras ve Ayn İbil’e bakar. İsrail işgal ordusu, savaşın başlamasından 50 gün sonra ve yaklaşık bir ay süren kesintili kara sızmalarının ardından, tam teçhizatlı iki tümenle nihayet burayı kuşattığını ilan etti. Doğudan 15 bini aşkın askerle 98. tümen, batıdan benzer sayıda askerle 162. tümen ilerledi. Bu “ordu”nun sözcüsü, spor sahasının ele geçirildiğini övünerek duyururken, İsrail zihninde 2000 yılından bu yana “örümcek ağından daha zayıf” düğümü ve bu sahadaki zafer konuşmasının, ardından 2006’da bu psikolojik ve siyasi düğümün daha da pekişerek yüzeye çıktığı hatırlatılıyor.
Bir zamanlar 25 bin nüfusa sahip ve 10 kilometrekareyi aşan alana yayılan güney kasabası Bint Cubeyl kuşatma altına alındı. Kuşatma tamamlandı ve şimdi içeri girilmek isteniyor. Bu durum, 2006’da dört hafta boyunca yaşanmıştı. O dönemde Tuğgeneral Gal Hirsch, üç kez üst üste kasabanın kontrol altına alındığını ilan etmiş, ancak bu açıklamalar gerçeği yansıtmamıştı. 2024’te de defalarca benzer girişimler oldu, ancak Bint Cubeyl, dünyanın en güçlü hava desteği ve en gelişmiş tankları eşliğinde gelen işgalcilere karşı direnmeye devam etti.
Bint Cubeyl, Filistin sınırına yalnızca 3 kilometre mesafede, coğrafi bir çukurun sakinliğinde yer alır. Bu gurur yüklü sınır ile arasında yalnızca Maroun er-Ras dağı bulunmaktadır. İsrail ordusu, yolları aşarak Bint Cubeyl’in kenar mahallelerine yaklaşırken, İbrani Kanal 14, askeri sansürü dolaylı yollarla aşarak kentteki savaşın cehennemini ortaya koydu ve 52. tabur komutanına ait bir tankın tanksavar füzesiyle vurulduğunu aktardı.
İsrail ordusu, Bint Cubeyl’e doğru ilerlerken, bu kasabanın taşıdığı sembolik ve sahadaki ağırlığın farkındadır. Burası, Litani Nehri’nin doğu ve batı kollarını ayıran coğrafi bir boyundur. İsrail, Bint Cubeyl olmadan Litani’nin güneyinde tam kontrol sağladığını iddia edemez. Ancak geçmiş deneyimleri acıdır. Bu deneyimlerden ders çıkarmış olsa bile, kasabanın halkı ve direnişi, bu derslerin ötesine geçmiş ve daha zorlu bir direniş geliştirmiştir.
Bint Cubeyl’in sokakları ve mahalleleri, daha önceki savaşlarda burada şehit düşen direnişçilerin ve komutanların ayak izlerini taşır. Aynı şekilde, burada onlarca İsrail askeri ve komutanı da hayatını kaybetmiştir. Bugün “el-Asf el-Ma’kul” savaşında kasaba, kollarını işgalcileri karşılamak için değil, bazılarını esir almak için açmaktadır. Direnişin genel sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın ilk kez dile getirdiği bu tehdit, pratik bir lider olarak sözlerinin arkasında hazırlık olduğunu göstermektedir. 2024 Kasım anlaşmasının uygulanmaması nedeniyle direnişin elinde esirler bulunmakta ve direniş esirlerini hapishanelerde bırakmamaktadır.
Netanyahu, boş sloganlarını pazarlamak için bir “zafer görüntüsü” arayışındadır; gerekirse onlarca askerinin kanı pahasına. İran’a yönelik saldırısında elde edemediğini burada, Lübnan’da elde etmek istemekte ve bunu doğrudan müzakereler yoluyla, yalnızca küçük bir kesimi temsil eden bir hükümet üzerinden gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu müzakerelerin “ateş altında” yapılmasında ısrar etmektedir. Bu nedenle Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’e Bint Cubeyl’e hızla ilerleme talimatı vermiştir. Daha önce Ehud Olmert de benzer şekilde Dan Halutz’a baskı yapmış, bazı subaylar emirleri reddederek izinsiz geri çekilmiştir.
Bint Cubeyl’e yönelik yoğun hedef alma ve hızlı bir sonuç elde etme çabası, bazı önemli noktaları ortaya koymaktadır:
Birincisi: İşgal ordusunun güney bataklığına saplanması giderek derinleşmektedir. Siyasi hedefler, sahadaki askeri kazanımların ötesine geçmeye başlamıştır. Direnişin soğukkanlı yönetimi ve sahadaki hareket kabiliyeti ile İran’ın direnci ve cephelerin birbirine bağlanması, Netanyahu’yu Washington’da doğrudan müzakerelere yönelmeye zorlamıştır.
İkincisi: İran cephesindeki İsrail-Amerikan başarısızlığını örtbas etme çabasıdır. Bu durum, çarşamba günü yüzlerce sivilin hedef alındığı katliamlara yol açmış, ABD’nin İran şartını kabul etmesi Netanyahu’nun tepkisini artırmıştır.
Üçüncüsü: Lübnan resmi makamlarının doğrudan müzakereler yoluyla İsrail’e yönelme eğilimini kullanma girişimidir. Bu müzakereler gerçekçi bir zemine sahip değildir. Lübnan hükümeti ateşkes için yeterli güce sahip değilken, İsrail Hizbullah’ın silahsızlandırılmasında ısrar etmektedir. Oysa bu silahlar, kuzey Filistin’deki yerleşimleri hedef almaya ve askeri araçları imha etmeye devam etmektedir.
Dördüncüsü: Litani’nin güneyindeki tüm cephelerde yaşanan tıkanmayı, Bint Cubeyl’de yoğun bir askeri sonuç elde ederek aşma girişimidir. Ancak bu riskli yaklaşım, klasik ordular için denge kaybına yol açabilecek bir adımdır. Bu durum, işgal ordusunun Bint Cubeyl kapılarında veya karanlığında ağır bir bedel ödemesine neden olabilir.
Abartı olmayacaktır ki, İsrail ordusunun Bint Cubeyl’de içine çekildiği bu süreç, Lübnan’a yönelik saldırının kaderini belirleyebilir. Özellikle Netanyahu ve Savunma Bakanı Katz’ın sahadaki komutanlara uyguladığı baskı göz önüne alındığında, 7 Ekim 2023’ten bu yana süren geri çekilme stratejisi artık işe yaramayabilir.
www.kudusgunu.com