Yayımlanan yeni ve gizli belgeler, Birleşik Arap Emirlikleri’nin iki yıl süren Gazze savaşı döneminde, Gazze ve Katar’da siyonist rejim adına casusluk yaptığını gösteriyor.
Kudüs Haber Sitesi, BAE İstihbarat Bakanlığına atfedilen ve yayımlanan bazı belgelerin, bu ülkenin Siyonist rejimin Gazze’ye yönelik saldırıları boyunca söz konusu rejim adına casusluk yaptığını ve Benyamin Netanyahu’nun Abu Dabi ile ilişkilerinde son derece buyurgan ve aşağılayıcı bir üslup kullandığını ortaya koyduğunu duyurdu.
Qodsna'nın, Kudüs Haber Sitesi’nden aktardığına göre, yayımlanan yeni ve gizli belgeler, Birleşik Arap Emirlikleri’nin iki yıl süren Gazze savaşı döneminde, Gazze ve Katar’da Siyonist rejim adına casusluk yaptığını gösteriyor.
BAE istihbarat teşkilatına atfedilen yayımlanmış belgeler, bu ülkenin Gazze aleyhine istihbarat faaliyeti yürüttüğünü, Siyonist rejimin talimatlarını uyguladığını ve Mossad’a bağlı casusluk hücrelerini Katar’da konuşlandırdığını ortaya koyuyor.
Çok gizli olarak nitelendirilen belgelerden biri, 7 Kasım 2024 tarihinde BAE Merkez İstihbarat Birimi’nin üst komutanlığına gönderilmiş olup, aynı yıl içinde BAE ile Siyonist rejim arasındaki iş birliği konusunu ele alıyor.
Bu belgeler, Siyonist rejimin ve özellikle bu rejimin başbakanı Benyamin Netanyahu’nun BAE ile ilişkilerinde üstten bakan ve buyurgan bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Belgelerden birinde Siyonist rejimin, BAE’den Gazze’deki istihbarat faaliyetlerinin seviyesini artırmasını talep ettiği, bu talebin dilinin ise emir kipinde olduğu ve iki eşit taraf arasında iş birliği ve ortak etkileşim ruhundan yoksun bulunduğu belirtiliyor.
Benyamin Netanyahu, talimatlarından birinde Abu Dabi’den kendisine daha ayrıntılı bilgiler sunmasını istedi.
Siyonist rejimin başbakanı, Emirlik yetkililerine gönderdiği mektuplardan birinde, Hamas destekli faaliyetlerde kayda değer bir artış gözlemlediklerini belirterek, bunun iç güvenlik ve istikrarı korumak amacıyla olağanüstü önlemler alınmasını zorunlu kıldığını ifade etti.
Söz konusu mektupta, Katar’ın Hamas üyelerine ev sahipliği yaptığı belirtilerek, Emirliklerden Katar içindeki istihbarat faaliyetlerini birkaç kat artırmaları ve bu ülkedeki ekiplerinin hazırlık seviyesini yükseltmeleri istendi; yeterli zamanın olmadığı vurgulandı.
Netanyahu, buyurgan üslubuyla Emirliklere hitaben, Katar’daki güçlerinin sayısını beş katına çıkarmalarını istediğini belirtti ve kendilerine gelişmiş ekipmanlar ile üç özel ekip gönderildiğini, bir ay içinde sonuç beklediklerini ifade etti. Bunun gerekçesi olarak Katar’ın Hamas’a verdiği desteği artırmasını gösterdi.
Bu çerçevede, Siyonist rejim kabinesi kısa süre önce, Birleşik Arap Emirlikleri’nde “Controp Precision Technologies Ltd” şirketinin bir şubesinin kurulmasına onay verildiğini duyurdu. Bu adım, 2020 yılında imzalanan ve İbrahim Anlaşmaları olarak bilinen normalleşme anlaşmalarının ardından iki taraf arasındaki güvenlik ve teknoloji alanındaki ilk resmi iş birliği projesi olarak tanıtıldı.
İsrail kabinesinin kararına göre, Controp (UAE) Limited adlı yeni şirket, Abu Dabi Global Market (ADGM) serbest ticaret bölgesinde faaliyet gösterecek ve mülkiyeti tamamen Siyonist ana şirkete ait olacak.
Habere göre, şirketin faaliyet alanları arasında ileri düzey elektro-optik gözetleme sistemlerinin pazarlanması, satışı, teknik desteği ile bakım ve onarımı yer alıyor. Ayrıca bazı ekipmanların BAE’de üretilmesi ihtimali de gündemde bulunuyor.
Bu projenin başlangıç yatırımı yaklaşık 30 milyon dolar olarak öngörülüyor ve şirket sermayesi ile iç krediler yoluyla finanse edilecek. Şirketin yönetimi bir İsrailli tarafından yürütülecek ve bu şubenin tüm kontrolü işgal altındaki Filistin’de bulunan ana şirkete ait olacak.
Siyonist rejimin Savaş Bakanlığı, projenin güvenlik kurumlarının tam denetimi ve onayı altında yürütüldüğünü açıkladı. Bu kapsamda, hassas güvenlik bilgilerinin yabancı taraflara sızmasını önlemek amacıyla, BAE’deki bilgi sistemlerinin İsrail’deki sistemlerden tamamen ayrılması da dahil olmak üzere sıkı mekanizmaların öngörüldüğü belirtildi.
Şirketin BAE’de şube açma kararına ilişkin açıklamada, bu adımın İbrahim Anlaşmaları sonrasında şirketin bölgedeki uluslararası faaliyetlerini genişletme stratejisinin bir parçası olduğu ifade edildi.
Bu arada Yemen merkezli Al-Masa Press internet sitesi, son dönemde bazı Suudi Arabistan merkezli sosyal medya kanalları ve sayfalarında, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Suudi Arabistan sınırına yakın “Arade” bölgesinde yeni bir askeri üs kurma niyetine ilişkin haberler yayımlandığını yazdı.
Söz konusu Suudi kanallar ve sayfalara göre, bu askeri üs İsrailli askerler için inşa edilecek ve muhtemelen 800’den fazla Siyonist askeri barındıracak. Bu durumun, İsrail’in bölgedeki askeri varlığını güçlendireceği ifade ediliyor.
Medya organları, bu adımı özellikle 2020 yılında imzalanan normalleşme anlaşmasının ardından BAE ile İsrail arasındaki askeri iş birliğini güçlendirmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirdi. Yeni üssün, konut tesisleri, eğitim merkezleri ve askeri operasyonlara destek birimleri gibi gelişmiş altyapılara sahip olacağı bildirildi.
Gözlemciler, bu projenin özellikle Körfez ve Orta Doğu’daki mevcut gerilimler dikkate alındığında, bölgesel istikrar üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceği görüşünde.
Bunun yanı sıra bazı çevreler, söz konusu üssün inşasını, BAE’nin askeri kapasitesini genişletmeye ve bölgesel ile uluslararası çıkarlar doğrultusunda Siyonist rejimle iş birliğini derinleştirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendiriyor.
Birleşik Arap Emirlikleri, Eylül 2020’de İbrahim Anlaşmaları kapsamında Siyonist rejimle ilişkilerini normalleştirdi. O tarihten bu yana iki taraf, ekonomik ve siyasi ilişkilerini güçlendirdi.
Bu gelişmeler yaşanırken, Yemen’deki gelişmeler bağlamında BAE ile Suudi Arabistan arasındaki kriz de derinleşmiş durumda. Buna göre, Riyad’ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırısı ve Suudi Arabistan ile gerilimin tırmanmasının ardından, BAE Yemen’de kalan güçlerini geri çekeceğini açıkladı.
Son kriz, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin Yemen’in güneyindeki Mukalla Limanı’na hava saldırısı düzenlemesinin ardından daha da şiddetlendi.
Suudi Arabistan, söz konusu saldırının BAE ile bağlantılı bir silah sevkiyatını hedef aldığını iddia ederken, BAE ise bu sevkiyatın silah içermediğini ve Yemen’deki kendi güçlerinin kullanımı için gönderildiğini açıkladı.
www.kudusgunu.com