Abdulbari Atvan: "Önümüzdeki günler son derece önemli ve belirleyici olacak. Bu süreç, ABD'nin Kızıldeniz, Arap Denizi ve Hürmüz Boğazı'ndaki en büyük yenilgisinin geri sayımının başlangıcı olabilir."
Arap analist Abdülbari Atvan, İran'ın bölgedeki ABD üslerine yönelik yoğun füze ve İHA saldırıları ile Donald Trump'ın içine düştüğü çıkmaza dikkat çekerek, "Önümüzdeki günler son derece kritik. Bu süreç, ABD'nin Kızıldeniz, Arap Denizi ve Hürmüz Boğazı'ndaki en büyük yenilgisinin geri sayımının başlangıcı olabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Qodsna'nın aktardığına göre Atvan, Rey el-Yevm gazetesindeki yazısında bölgesel gelişmelere değinerek, "Arap ve Müslüman arabulucular, kısa bir 'yaz uykusunun' ardından ortaya çıkıp ABD ordusunun İran'la yapılan ateşkes ve mutabakat zaptını ihlal ettiğini gördüklerinde, buna rağmen hiçbirinin bunu kınamaya cesaret edememesi, ilk bakışta Başkan Donald Trump'ın kendisini yenilmiş hissettiği, bu yenilginin mevcut ve gelecekteki sonuçlarından acı çektiği ve kayıpları en aza indirecek hızlı çıkış yolları aradığı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Füze ve İHA saldırıları Trump'ın en büyük kâbusu
Atvan, son üç gündür Trump'ın en büyük kâbusunun, İran'ın Ürdün'deki ABD üslerine düzenlediği füze ve gelişmiş İHA saldırıları olduğunu belirtti.
Analiste göre bu saldırılar, beş ay önce başlayan savaşın ardından ilk kez ABD askerlerinin kayıp verdiğini açık biçimde ortaya koydu. ABD de resmen üç askerin öldüğünü ve onlarca askerin yaralandığını doğruladı.
Amerikan askerlerinin tabutları Trump'ı düşürebilir
Atvan, "ABD Kongresi ya da Senato, özellikle Trump gibi başkanları görevden alamaz. Bunu ancak ölen Amerikan askerlerinin tabutları yapabilir." ifadelerini kullandı.
Vietnam Savaşı'nda Lyndon Johnson'ın, Afganistan'da ise Joe Biden'ın benzer bir kader yaşadığını hatırlatan Atvan, İran ve Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut gelişmelerin Trump'ın da aynı akıbetle karşılaşabilecek üçüncü isim olabileceğini gösterdiğini söyledi.
Tel Aviv'in yeni politikası: Savaştan uzak durmak
Atvan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in açıklamalarına da değinerek, Trump ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in bu açıklamalardan haberdar olmasını umduğunu belirtti.
Smotrich'in salı günü yaptığı, "Tel Aviv, yaklaşık iki hafta önce Washington ile Tahran arasında başlayan mevcut çatışmaya dahil olmak istemiyor. Mevcut durum bizim lehimize ve bu çatışmanın içine girmek istemiyoruz. Ancak her senaryoya hazırlıklıyız." açıklamasını hatırlatan Atvan, bunun İsrail'in yeni stratejisini yansıttığını ifade etti.
Analiste göre, Netanyahu'nun pazartesi günü Savunma Bakanı ve üst düzey askerî yetkililerle yaptığı acil toplantının ardından gelen bu açıklama, İsrail'in savaştan uzak durarak ABD'nin bu savaşın içinde tek başına yıpranmasına izin verme politikasını ortaya koyuyor.
Atvan, İsrail'in, 100'den fazla Amerikan yakıt ikmal uçağının Ben Gurion Havalimanı'na konuşlandırılmasına resmen karşı çıkmasının da bu politikanın göstergesi olduğunu belirtti. Çünkü bu uçaklar İran'ın füze saldırılarının hedefi olabilir.
İran füzeleri ve İHA'larının ABD hava savunmasını aşması İsrail'de paniğe yol açtı
Atvan, İran Devrim Muhafızları'nın Ürdün'ü 50'den fazla füze ve İHA ile hedef almasının ve bu füzelerin ABD hava savunmasını aşarak hedeflerine ulaşmasının, özellikle İsrail ordusu başta olmak üzere İsrailliler arasında paniğe neden olduğunu yazdı.
Bu füzelerin, dünyanın en gelişmiş Amerikan hava savunma sistemlerini aşabildiğini belirten Atvan, aynı şekilde İsrail'in hava savunma sistemlerini de aşabileceklerini ifade etti.
ABD'nin El-Ezrak ve Akabe üslerinin, Dimona Nükleer Tesisi ile Hayfa, Tel Aviv, Aşkelon ve Safed gibi kentlere yalnızca birkaç on kilometre uzaklıkta olduğuna dikkat çekti.
İsrail'in savaşa girmek istememesinin nedenleri
Atvan, İsrail'in birkaç nedenle bu savaşa girmek istemediğini belirtti.
Bunlardan ilkinin, Trump'ın bu savaşın bataklığına tek başına saplanmasının, Netanyahu'nun Beyaz Saray'daki görüşme tarihinin ertelenmesine verilen bir karşılık niteliği taşıması olduğunu söyledi.
İkinci nedenin ise İran'ın muhtemel füze ve İHA misillemesinden duyulan korku olduğunu ifade etti.
Bu saldırıların yalnızca İran'dan değil, Babülmendep Boğazı'nı kapatan Yemen'deki Ensarullah'tan ya da Lübnan'da tetikte bekleyen Hizbullah savaşçılarından da gelebileceğini belirten Atvan, bu güçlerin emir aldıkları anda işgal altındaki toprakların derinliklerini hedef alabileceklerini söyledi.
Bu kez misillemelerin İsrail şehirlerindeki gökdelenleri hedef alabileceğini de ifade etti.
Trump, Netanyahu'nun oyununa geldi
Atvan, Trump'ın yakın dostu Netanyahu tarafından aldatıldığını hissettiğini belirterek, Netanyahu'nun İran savaşını "kolay, eğlenceli, kayıpsız ve tüm hedeflerin gerçekleşeceği" bir savaş olarak gösterdiğini ifade etti.
Analiste göre Netanyahu, Trump'a İran'daki İslam Cumhuriyeti'nin devrileceği, nükleer tesislerin yok edileceği, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ele geçirileceği ve İran'ın gelişmiş füze ve İHA sanayisinin ortadan kaldırılacağı izlenimini verdi.
İran'ın zekâsı ve savaş yönetimi
Atvan, İran'ın son beş ay boyunca gösterdiği direniş ve son derece başarılı savaş yönetiminin dikkat çekici olduğunu belirtti.
Bu yönetimin ABD ve İsrail'in rejimi devirmeye ve Hürmüz Boğazı'nı kontrol altına almaya yönelik tüm hedeflerini boşa çıkardığını ifade eden Atvan, buna rağmen ABD'nin müttefiki olan Arap ve Müslüman arabulucuların yürüttüğü mevcut girişimin tehlikeleri konusunda uyarıda bulunmanın hakları olduğunu söyledi.
Bu uyarının iki temel gerekçeye dayandığını belirten Atvan, ilk olarak yeni lider Ayetullah Mücteba Hamaney'in, ABD'nin taahhütlerine uymadığı ve ABD başkanının imzasının hiçbir değer taşımadığı yönündeki uyarısını hatırlattı.
İkinci olarak ise Gazze Şeridi'nde yaşananları örnek gösteren Atvan, ABD yönetiminin ve özellikle Trump'ın ateşkesi desteklemesine rağmen yıkıcı savaşın yeniden başladığını, iki milyondan fazla Filistinlinin susuzluk ve açlıkla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
Atvan ayrıca Lübnan'ın da unutulmaması gerektiğini belirterek, İsrail ordusunun ateşkes anlaşmasını 8 bin 800'den fazla kez ihlal ettiğini ve başta Hizbullah olmak üzere direnişi destekleyen Lübnanlılara yönelik saldırıları yoğunlaştırdığını ifade etti.
Kritik günler kapıda
Atvan yazısını şu değerlendirmeyle tamamladı:
"Önümüzdeki günler son derece önemli ve belirleyici olacak. Bu süreç, ABD'nin Kızıldeniz, Arap Denizi ve Hürmüz Boğazı'ndaki en büyük yenilgisinin geri sayımının başlangıcı olabilir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın, İmam Seyyid Mücteba Hamaney'in askerî komutanlığa mevcut 'ne savaş ne barış' durumunun hızla sona erdirilmesi yönünde talimat verdiğine ilişkin açıklaması da belki de bunun en güçlü ve en önemli güvencesidir."
www.kudusgunu.com