İmam Mücteba Hamaney: "Gelecek, İslam ümmetine ve yeni İslam medeniyetine aittir. Her birimiz kendi gayreti, kapasitesi ve sorumluluğu ölçüsünde bu geleceğin inşasında rol oynayabiliriz."
“Allahu Ekber” silahıydı ki, İslam ümmetinin ve direniş cephesinin mücahit gençlerinin İran’dan Lübnan’a, Filistin’e, Irak’a ve Suriye’ye; Afrika ve Yemen’den Afganistan ve Pakistan’a ve dünyanın tüm özgür halklarına uzanan bağlarını güçlendirdi. Böylece bu sağlam bağ, gasıp Siyonist saldırganlara karşı İslam ümmetinin varlığını savunmak için ayağa kalktı, DEAŞ’ın kökünü kazıdı, Aksa Tufanı’nı başlattı ve sarsılan Siyonist rejimin nefesini kesmeye başladı.
Qodsna'nın aktardığına göre, Veliyy-i Emr-i Müslimin-i Cihan ve İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, İbrahimi Hac mevsiminin başlaması münasebetiyle yayımladığı mesajda, hac ibadetinin semboller ve sırlarla dolu amel ve zikirlerinin; insanlığın Allah’a yönelmesi, şeytan ve yandaşlarının zincirlerinden kurtulması, ilahi görevleri yerine getirmek için kesintisiz çaba göstermesi, nefsani arzularından arınması ve dünya ile ahiret saadetine ulaşması için kalıcı işaretler olduğunu belirtti.
İran halkının özellikle “Allahu Ekber” silahına dayanarak İslami hareket döneminden devrimin zaferine, kutsal savunma döneminden ikinci ve üçüncü dayatma savaşlarına kadar düşmanların İran’ı teslim alma girişimlerini boşa çıkardığını vurgulayan Hamaney, İran halkının ilahi bir diriliş gerçekleştirdiğini ifade etti.
Hamaney, “Bu yıl müşriklerden beraat meselesi daha büyük önem taşımaktadır. Amerika ve Siyonist rejime karşı beraatin derinliği ve kapsamı, hac mevsimindeki beraat merasimlerinin çok ötesindedir. Bundan böyle ‘Kahrolsun Amerika’ ve ‘Kahrolsun İsrail’ sloganı, İslam ümmetinin, dünyanın mazlumlarının ve özellikle gençlerin ortak sloganı olacaktır” dedi.
İslam Devrimi Lideri’nin bu sabah İranlı hacıların temsilcisi Hüccetülislam Nevab tarafından Arafat’ta okunan mesajının tam metni şöyle:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Lebbeyk Allahumme Lebbeyk, Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnnel hamde ven ni’mete leke vel mülk.
Allah’ım, davetine icabet ediyorum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Bütün hamd, nimet, mülk ve kudret sana aittir.
Bu yılın hac mevsimi de geldi ve İslam ümmetinin hacıları kulluk ihramına bürünüp telbiye getirerek maddi ve sıradan hayattan ilahi ve saadet dolu hayata hicret etmeye yöneldiler; yüce Allah’a kulluk ekseninde tevhid hayatına ve Allah’a ortak koşulan her şeyden uzaklaşmaya…
Ancak bu hicret fırsatı yalnızca bu yıl Beytullah’ı ziyaret eden hacılara ait değildir. Geçmiş yıllarda hac yapmış olanlardan henüz bu ibadeti yerine getiremeyenlere kadar İran’daki ve dünyanın dört bir yanındaki bütün Müslüman kardeşleri kapsamaktadır.
Bu hicretin şartı, Allah’ın zikri etrafında daimî ihrama girmektir; hak ekseninde sürekli tavaf etmektir; ilahi görevlerin zorlu zirveleri arasında sürekli sa’y etmektir; aldatıcı görüntüleriyle şeytanı ve tüm yandaşlarını sürekli taşlamaktır; dikkat ve yakarışla vakfeye durmaktır; yoksulu ve yolda kalmışı doyurmaktır; sapkın arzuları kurban edip içsel kirlerden arınmaktır; her durumda hizmete hazır olmak ve hakkın bayrağını yükseltmektir.
İran milleti de İslam Devrimi’nin mikatında işte böyle bir hicret yoluna adım attı. Büyük Humeyni’nin İbrahimi çağrısına icabet etti, teslimiyet elbisesini çıkarıp dünya ve ahiret saadetinin ihramını kuşandı. Lebbeyk diyerek ve koşarak saf Muhammedi İslam’ın maarifi etrafında tavaf etmeye ve küresel adaletin nuruna ve yüce velayete yaklaşmaya çalıştı.
Allahu Ekber, Allahu Ekber, La ilahe illallah vallahu Ekber, Allahu Ekber ve lillahil hamd, Allahu Ekber ala ma hedana.
Evet, Allahu Ekber… İşte bu Allahu Ekber silahıyla İran’ın Müslüman halkı 47 yıl önce kıyam etti, tağut, diktatör ve bağımlı Pehlevi rejimini devirdi, açgözlü ve kibirli Amerika’nın elini kolunu ülkeden kesti ve Siyonizmin nüfuzunu tamamen sona erdirdi.
Yine bu Allahu Ekber silahıyla Saddam Baas rejiminin İran topraklarına saldırısından sonra fedakâr mücahitler ve gençler, sekiz yıllık kutsal savunma destanını yazdı. Doğu ve Batı’nın tüm desteğine rağmen Baas rejimini yerinde durdurdu ve bu direnişi sonraki yıllarda ekonomik kuşatmalara, darbelere, zalim yaptırımlara ve düşmanların sayısız siyasi, propaganda ve ekonomik saldırılarına karşı kararlılıkla sürdürdü.
Allahu Ekber… İşte bu Allahu Ekber silahı, İran’dan Lübnan’a, Filistin’e, Irak’a ve Suriye’ye; Afrika ve Yemen’den Afganistan ve Pakistan’a ve dünyanın tüm özgür milletlerine uzanan direniş cephesinin bağlarını güçlendirdi. Böylece bu sağlam bağ, İslam ümmetinin varlığını gasıp Siyonist saldırganlara karşı savunmak için ayağa kalktı, DEAŞ’ın kökünü kazıdı, Aksa Tufanı’nı başlattı ve sarsılan Siyonist rejimin nefesini kesmeye başladı.
Allahu Ekber… Evet, Allah Teâlâ tarif edilemeyecek kadar büyüktür. İşte bu Allahu Ekber silahıyla İran İslam Cumhuriyeti, 1404 Hordad ayında yaşanan ikinci dayatma savaşında Siyonist rejimi ağır darbeler altında çaresiz bıraktı, saldırgan Amerika’ya sert bir tokat vurdu ve düşmanın İran’ı teslim alma hedefini boşa çıkardı.
“Allahu Ekber” silahı İran milletine öyle bir güç verdi ki, Peygamber’in salih evladı, büyük önder Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hüseyni Hamaney’in dünya zalimleri tarafından şehit edilmesinin ardından İran halkı adeta ilahi bir diriliş yaşadı ve ihtiyaç duyulan her alanda kapsamlı şekilde sahaya çıkarak dünyayı kendi başarıları karşısında hayrete düşürdü.
Gerçekten de Allah Teâlâ tarif edilemeyecek kadar büyüktür. Yine bu Allahu Ekber silahıyla İran İslam Cumhuriyeti’nin fedakâr silahlı kuvvetleri ve direniş cephesinin mücahitleri, özellikle aziz Lübnan ile birlikte, üçüncü dayatma savaşında dişine kadar silahlı Amerikan-Siyonist iki terör ordusuna karşı büyük zaferler elde etti. Allah’a tevekkül ederek kara, hava ve denizdeki füze ve insansız hava araçlarıyla Büyük Şeytan Amerika’yı ve onun eğitilmiş uşağı Siyonist rejimi taşladılar ve Allah’ın mücahitlere yardım vaadini kendi gözleriyle gördüler.
Ve yine Allahu Ekber… Şüphesiz Allah Teâlâ tarif edilemeyecek kadar büyüktür ve onun orduları her güce galiptir. İran milleti ve direniş cephesinin dirilişinin ardından İslam ümmetinin dirilişi de gerçekleşecektir. Müşriklerden beraat, hacdaki şeytan taşlama merasiminden çıkarak Müslümanların bireysel, toplumsal ve siyasi yaşamlarının tüm alanlarına yayılacaktır. İslam ümmeti ve bölge halkları, bölgenin ve dünyanın yeni düzenini şekillendirecek çok sayıda ortak kapasite ve çıkara sahiptir.
Ben samimiyetle tüm İslam ülkelerini ve devletlerini dostluğa, iyiliğe ve iş birliğine davet ediyorum ki birlikte İslam ümmetinin ilerlemesi ve İslam dünyasının sorunlarının çözümü için çalışsınlar.
Kesin olan şudur ki zamanın ibresi geriye dönmeyecektir ve bölge halkları ile toprakları artık Amerikan üslerinin kalkanı olmayacaktır. Amerika artık bölgede kötülük yapmak ve askeri üs bulundurmak için güvenli bir nokta olmayacağı gibi, her geçen gün eski konumundan daha da uzaklaşmaktadır. Sarsılan ve kanserli tümör olan Siyonist rejim de uğursuz ömrünün son aşamalarına yaklaşmıştır ve Allah’ın izniyle, şehit büyük liderin 10 yıl önce kesin bir öngörüyle söylediği gibi 25 yıl sonrasını göremeyecektir, inşallah.
Bu nedenle bu yıl müşriklerden beraat meselesi iki kat önem taşımaktadır. Amerika ve Siyonist rejime karşı beraatin derinliği ve kapsamı, hac mevsimindeki beraat merasimlerinin çok ötesindedir. Bu mübarek günlerden sonra İran’ın ve dünyanın farklı bölgelerinde “Kahrolsun Amerika” ve “Kahrolsun İsrail” sloganı İslam ümmetinin, dünyanın mazlumlarının ve özellikle gençlerin ortak sloganı olacaktır.
Gelecek, İslam ümmetine ve yeni İslam medeniyetine aittir. Her birimiz kendi gayreti, kapasitesi ve sorumluluğu ölçüsünde bu geleceğin inşasında rol oynayabiliriz. Bu yılki hacda İranlı hacılar, üçüncü dayatma savaşının fetih anlatısını diğer Müslüman kardeşlerine aktarma ve onları parlak bir geleceğe umutlandırma konusunda önemli bir role sahiptir.
Tüm değerli hacılardan insanlığın kurtarıcısının zuhurunun çabuklaşması için dua etmelerini, İslam ümmetinin birliği, Filistin ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü, Müslümanların büyük sıkıntılarının giderilmesi ve küresel istikbara karşı nihai zafere ulaşılması için niyazda bulunmalarını ve beni de dualarına dahil etmelerini istiyorum.
Allah’ım, Muhammed’e ve Âl-i Muhammed’e salât ve selam gönder. Hacıların ve tüm İslam ümmetinin üzerine lütuf ve merhametini indir. Onlara kabul olmuş bir hac nasip et, kalplerini marifet ve basiret nurlarıyla aydınlat, ümmetin ıslahı ve İslam düşmanlarına karşı nihai zafer yolunda iradelerini daha da güçlendir.
Allah’ım, yolunda şehit olanların, özellikle direniş cephesi şehitlerinin ve onların başındaki büyük şehit liderin ruhuna geniş rahmetini indir. Hacıların ibadetlerinin sevabını onun yüce ruhuna ulaştır ve İran milletini ve İslam ümmetini onun yolunu sürdürmede destekle.
Allah’ım, en üstün salât ve selamını beklenen Mehdi’ye ve onun tertemiz atalarına indir. Bizi ve tüm İslam ümmetini onun kabul olunmuş dualarına mazhar eyle ve dünyayı onun gelişiyle nurlandır. Çünkü senin vaadine kalplerimiz tam bir güven duymaktadır:
‘Allah, sizden iman edip salih amel işleyenlere kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde egemen kılacağını, onlar için seçtiği dini sağlamlaştıracağını ve korkularını güvene çevireceğini vaat etmiştir.’
Tüm Müslüman kardeşlerimize Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi olsun.
Zilhicce 1447 – Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney”
www.kudusgunu.com