Konuşmasının bir bölümünde ABD’li yetkililer ve medya organlarının İran’a yönelik saldırı tehditlerine değinen İmam Hamaney, “Bu sözlere ve eylemlere tahammül edemeyeceklerini kendileri de biliyor. ‘Dünyanın en güçlü ordusu’ olduğunu iddia eden bir ordu, öyle sert bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir” dedi.
Veliyy-i Emr-i Müslimin-i Cihan İmam Hamaney, bu sabah Tebriz ve Doğu Azerbaycan’dan binlerce kişiyle coşkulu bir buluşmada yaptığı konuşmada, bu yılı sıra dışı ve olaylarla dolu bir yıl olarak nitelendirdi. “12 günlük savaşta milletin zaferi”, “Dey ayındaki önemli ve ağır fitnenin bastırılması” ve “22 Dey ile 22 Bahman’daki iki dikkat çekici yürüyüşe halkın görkemli katılımı”nı aziz İran milletinin gücünün ve diriliğinin göstergeleri olarak sıraladı.
Qodsna'nın aktardığına göre, hazırlık, uyanıklık ve milli birliğin korunup güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ayetullah Ali Hamenei, düşmanlarla bağlantılı elebaşları ve bozguncu unsurlar dışında, olaylarda hayatını kaybedenlerin tamamını; “toplumun güvenliğini ve huzurunu savunan güvenlik güçleri”, “masum siviller” ve hatta “saflıkları ve öfkeleri nedeniyle fitneye katılan aldatılmış kişiler” olarak andı.
Ayetullah Hamenei, devlet yetkililerinin sorunların çözümü, enflasyonun kontrol altına alınması ve milli paranın değerinin korunması için çabalarını iki katına çıkarmaları gerektiğini vurguladı. Konuşmasının bir bölümünde ABD’li yetkililer ve medya organlarının İran’a yönelik saldırı tehditlerine değinen Hamenei, “Bu sözlere ve eylemlere tahammül edemeyeceklerini kendileri de biliyor. ‘Dünyanın en güçlü ordusu’ olduğunu iddia eden bir ordu, öyle sert bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir” dedi. Tehditlere karşı sorumlu kurumların gerekli hazırlığa sahip olduğunu belirten Hamenei, milletin ise huzur ve güven içinde işine ve hayatına devam etmesi gerektiğini ifade etti.
Bu buluşmanın, Tebriz halkının 29 Bahman 1356’daki belirleyici kıyamının yıl dönümü arifesinde gerçekleştiğini hatırlatan Hamenei, söz konusu kıyamın özelliklerini “zamanı iyi okuma, zamanında harekete geçme ve fedakârlık” olarak sıraladı. Azerbaycan gençliğinin farklı alanlardaki umut verici varlığını takdir eden Hamenei, Tebriz halkının 22 Bahman yürüyüşüne iki kat katılım göstermesinin, Tebrizlilerin İran milletinin tamamı gibi canlı ve dinamik olduğunu ortaya koyduğunu ve böyle bir milletin asla siyasi oyunlara ve düşman hilelerine kanmayacağını söyledi.
Devrim Lideri, bu yılı İran milletinin “büyüklüğü, iradesi, kararlılığı ve diğer kabiliyetlerinin” defalarca ortaya konduğu bir yıl olarak nitelendirerek, milletin tekrar tekrar güç gösterisi yapıp direniş sergileyerek İran’ı onurlu ve başı dik bir konuma taşıdığını ifade etti. Bu dönemde yurt dışına giden yetkililerin, görüştükleri ülkelerin makamları nezdinde milletin bu belirgin gücünü açıkça hissettiklerini dile getirdi.
Dey ayındaki fitnenin mahiyeti ve boyutlarının “düşünce ve analiz ehli” tarafından ortaya konulmasının gerekli olduğunu belirten Hamenei, yaşananların öfkeli genç ve yaşlıların spontane bir hareketi değil, İran milletinin ayakları altında ezilen “planlı bir darbe” olduğunu söyledi.
Ayetullah Hamenei, bu gerçeği şöyle açıkladı: ABD ve siyonist rejimin istihbarat ve casusluk birimleri, bazı diğer ülkelerin istihbarat servislerinin de yardımıyla, uzun süredir suç eğilimi olan ya da buna yatkın kişileri devşirerek yurt dışında eğitti, onlara para ve silah verdi ve sabotaj ile askeri ve devlet merkezlerine saldırı amacıyla ülke içine gönderdi. Uygun fırsatın oluşmasını bekleyen bu unsurlar, söz konusu fırsatı Dey ayının ortasında buldu.
Devrim Lideri, fitnenin azmettirici ve uygulayıcılarının bir diğer adımının ise “tecrübesiz ve saf bazı kişileri etkilemek ve öfkelendirmek” olduğunu belirterek, eğitilmiş unsurların bu kişileri öne sürdüğünü, kendilerinin ise çeşitli silahlarla ve “sert ve ölçüsüz hareket” stratejisiyle sahaya indiğini söyledi. Bu unsurların, DEAŞ gibi, şaşırtıcı bir şiddetle “ateşe verdiklerini, öldürdüklerini ve tahrip ettiklerini” ifade etti.
Hamenei, bu eylemlerin temel amacının sistemin temellerini sarsmak olduğunu belirterek, emniyet güçleri, Besic, Devrim Muhafızları ve çok sayıda vatandaşın olay çıkaranlara karşı durduğunu söyledi. Tüm hazırlık ve yüksek harcamalara rağmen söz konusu “darbe”nin açık biçimde başarısızlığa uğradığını ve milletin sahada galip geldiğini ifade etti.
Ayetullah Ali Hamenei, “22 Dey ve 22 Bahman’daki dikkat çekici yürüyüşleri” ilahi ayetlerden biri olarak nitelendirerek, düşmanın kötülük ve komplolarına bu şekilde galip gelmeyi başaran aziz milletin, bu açık ilahi lütfu “hazırlık, uyanıklık ve milli birlikle” koruması gerektiğini vurguladı.
Olaylar sırasında dökülen kanlara değinen Hamenei, fitnenin elebaşları ve darbe girişiminin unsurlarından olan bazı kişilerin akıbetlerinin kendi elleriyle belirlendiğini ve hesaplarının Allah’a ait olduğunu belirtti. Ancak hayatını kaybeden diğer üç grubu kendi evlatları olarak gördüklerini ve hepsi için yas tuttuklarını ifade etti.
Hayatını kaybedenlerin birinci grubunu oluşturan emniyet güçleri, Besic, Devrim Muhafızları ve onlarla birlikte hareket eden vatandaşları, toplumun ve sistemin güvenliği, huzuru ve selameti için en üstün şehitler olarak nitelendiren Hamenei, ikinci grubu oluşturan masum siviller ve yoldan geçenlerin de düşmanın çıkardığı fitne sırasında kurşunlara hedef olarak hayatlarını kaybettikleri için şehit sayıldıklarını söyledi.
Hamenei, üçüncü grubun ise saflık göstererek fitnecilere katılan aldatılmış kişiler olduğunu belirterek, onların da kendilerinden ve evlatlarından sayıldığını, onlar için de yas tuttuklarını ve hayatını kaybedenlerin tamamı için ilahi rahmet ve mağfiret dilediklerini ifade etti.
Bu aldatılmış kişilerden bazılarının tutuklanmadığını ve cezaevine konulmadığını belirten Hamenei, kendisine mektup yazarak pişmanlıklarını dile getirdiklerini ve helallik istediklerini aktardı.
ABD’lilerin DEAŞ’ı kurduklarını itiraf ettiklerine işaret eden Hamenei, söz konusu örgütün büyük ölçüde ortadan kalktığını ancak şimdi “yeni DEAŞ’lar”ın ortaya çıktığını söyledi. Bu konuda tüm yetkililerin ve halkın dikkatli olması gerektiğini belirten Hamenei, özellikle gençlerin kendilerine kimlerin ne söylediğine ve ne tür öneriler sunduğuna karşı uyanık ve bilinçli olmaları gerektiğini vurguladı.
Devrim Lideri, halkın olayların başlıca sorumlusu olan bozguncuların yargılanmasını ve cezalandırılmasını talep ettiğini belirterek, yargı ve güvenlik kurumlarının bu kişileri mahkeme önüne çıkarıp cezalandırmakla yükümlü olduğunu söyledi. Düşmanla “söz, analiz ve eylemle” iş birliği yapanlara da adil bir yargı süreci uygulanması gerektiğini ifade etti.
Hamenei, büyük ihtimalle ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik bir sonraki planının da benzer yöntemler içereceğini belirterek, ilahi lütuf ve milletin hazırlığı ile diriliği sayesinde bu tür her girişimin milletin kararlı duruşuyla bertaraf edileceğini söyledi.
Konuşmasının bir diğer bölümünde ABD’nin çok sayıdaki ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlarını, Amerikan imparatorluğunun gerileme ve çöküş sürecinin işaretleri olarak değerlendiren Hamenei, ABD’nin İran’ı yutmak istediğini ancak İran milleti ve İslam Cumhuriyeti’nin bu hedefin gerçekleşmesine engel olduğunu ifade etti.
Ayetullah Ali Hamenei, ABD Başkanı’nın tehditkâr sözlerinin, onların İran milleti üzerinde hâkimiyet kurma arzusunu gösterdiğini belirterek, İran milletinin İslami ve Şii öğretilerini iyi bildiğini ve hangi zamanda nasıl davranması gerektiğinin farkında olduğunu söyledi.
İmam Hüseyin’in “Benim gibi biri, Yezid gibi biriyle biat etmez” şeklindeki tarihi sözünü hatırlatan Hamenei, İran milletinin de “Bizim gibi bir millet, böyle bir kültüre, geçmişe ve yüce değerlere sahipken, ABD’de iktidarda bulunan yozlaşmış kişilerle biat etmez” dediğini ifade etti.
“Utanç adası” olarak nitelendirilen olayda ortaya çıkan şaşırtıcı yolsuzlukların, Batı medeniyeti ve liberal demokrasisinin gerçek yüzünü gösterdiğini belirten Hamenei, “Batılı liderlerin yolsuzlukları hakkında duyduklarımız bir yana, bu ada meselesi başlı başına bir konudur. Bu yalnızca onların sayısız yolsuzluklarından bir örnektir. Nasıl ki bu mesele gizliydi ve ortaya çıktıysa, ileride açığa çıkacak daha birçok örnek de vardır” dedi.
Devrim Lideri, ABD’li yetkililer ile ABD’de faaliyet gösteren siyonist medya organlarının İran’a yönelik açıklamalarında ve propagandalarında hâkim olan tehdit atmosferine değinerek, Tebriz halkının ve İran milletinin 22 Bahman’da bu tehditlere ve anlamsız sözlere cevap verdiğini ve tehdidin yalnızca etkisiz kalmakla kalmayıp milletin motivasyonunu artırdığını ortaya koyduğunu söyledi.
Hamenei, Amerikalıların savaş tehdidinde bulunmalarına rağmen siyasi, ekonomik sorunları ve uluslararası itibar kayıpları nedeniyle bu sözlerin gereğini yerine getirecek güçte olmadıklarını bildiklerini belirterek, “Bir hata yaparlarsa kendilerini nasıl bir geleceğin beklediğini biliyorlar” ifadelerini kullandı.
ABD’nin yozlaşmış ve zalim imparatorluğunun gerilemesinin bir diğer göstergesinin onların mantıksız tutumları olduğunu belirten Hamenei, bu mantıksızlığın örneklerinden birinin İran’ın iç meselelerine, özellikle de silahlanma konusuna müdahale etmeleri olduğunu söyledi.
Milletin caydırıcı silahlara sahip olmasını zaruri ve gerekli olarak nitelendiren Hamenei, “Caydırıcı silahlara sahip olmayan her ülke düşmanlarının ayakları altında ezilir. Ancak Amerikalılar silahlanma konusuna müdahale ederek ‘Şu tür ya da şu menzilde füzelere sahip olmamalısınız’ diyor. Oysa bu mesele İran milletine aittir ve onları ilgilendirmez” dedi.
ABD’nin, ülkenin yönetimi ile sağlık, tarım ve enerji alanlarındaki ihtiyaçlar için barışçıl nükleer teknolojiye sahip olma hakkına müdahalesini de bir başka mantıksızlık olarak değerlendiren Hamenei, “Bu mesele İran milletine aittir. Sizi ilgilendiren nedir?” diye sordu.
Halkın “Nükleer enerji en doğal hakkımızdır” sloganına işaret eden Hamenei, nükleer tesislere sahip olma ve zenginleştirme hakkının Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın sözleşme ve yönetmeliklerinde tüm ülkeler için tanındığını belirterek, ABD’nin ulusal haklara müdahalesinin, geçmişte ve bugün görev yapan yöneticilerinin düzensiz ve çelişkili düşünce yapısını gösterdiğini ifade etti.
Ayetullah Ali Hamenei, Amerikalıların daha da tuhaf mantıksızlığının, müzakereye davet etme biçimleri olduğunu belirterek, “Gelip nükleer enerji konusunda müzakere edelim diyorlar ama müzakerenin sonucu sizin nükleer enerjiye sahip olmamanız olmalı! Böyle müzakere olur mu?” ifadelerini kullandı.
Eğer bir müzakere yapılacaksa, sonucunun baştan belirlenmesinin yanlış ve akıl dışı olduğunu vurgulayan Hamenei, bu akıl dışı tutumun ABD hükümeti, başkanı ve bazı senatörleri tarafından sergilendiğini ve bunun kendileri için bir çıkmaz yol olduğunu fark etmediklerini söyledi.
ABD Başkanı Trump'ın “dünyanın en güçlü ordusuna sahip oldukları” yönündeki tekrarlanan tehditlerine değinen Devrim Lideri, dünyanın en güçlü ordusunun bile bazen öyle bir darbe alabileceğini ve yerinden kalkamayabileceğini ifade etti.
Amerikalıların bir diğer tehdidi olan savaş gemilerinin İran’a doğru gönderilmesi konusunda da konuşan Hamenei, savaş gemisinin tehlikeli bir araç olduğunu ancak ondan daha tehlikelisinin, o gemiyi denizin dibine gönderebilecek silah olduğunu söyledi.
ABD Başkanı’nın, devrimden bu yana geçen 47 yıla rağmen İslam Cumhuriyeti’ni ortadan kaldıramadıklarını itiraf etmesine işaret eden Hamenei, bunun iyi bir itiraf olduğunu belirterek, “Zaten bunu başaramayacaksın. Çünkü İslam Cumhuriyeti halktan ayrı bir yönetim değil; 47 yıldır kendi ilerlemesi için çalışan, çaba gösteren, diri, ayakta ve sağlam bir millete dayanan bir yönetimdir” dedi.
Devrimin ilk günlerinde İslam Cumhuriyeti’nin zayıf bir fidanını yerinden sökemeyen düşmanın bugün de bunu başaramayacağını belirten Hamenei, bugün İslam Cumhuriyeti’nin Allah’ın lütfuyla mübarek, yüksek ve meyve veren bir ağaç haline geldiğini ve çok sayıda imkâna sahip bir ülke olduğunu söyledi. Devlet yetkililerinin bu imkânlardan yararlanarak çalışmalarını iki katına çıkarmaları gerektiğini vurgulayan Hamenei, mevcut enflasyon ve milli paranın değer kaybının her ikisinin de akıl dışı olduğunu, bunların düzeltilmesi gerektiğini ve Allah’ın izniyle düzeltileceğini ifade etti.
Başlatılan çalışmaların ciddiyetle, titizlikle ve tüm boyutları gözetilerek sürdürülmesini, sorunların giderilmesini ve iş ortamının sakinleştirilmesini yetkililerin görevi olarak nitelendiren Hamenei, “Eğer bir tehdit varsa, o tehdidi etkisiz kılacak kurumlar da vardır. Bu nedenle halk kaygı duymadan işine, hayatına, eğitimine, ticaretine ve faaliyetlerine devam etmelidir” dedi.
Ülkede huzur ve özgüven ortamının hâkim olmasının gerekli olduğunu belirten Hamenei, Allah’tan tüm halkın kalbine huzur ve güven indirmesini ve yetkilileri görevlerini yerine getirmede başarılı kılmasını diledi.
Devrim Lideri’nin konuşmasından önce, Doğu Azerbaycan eyaletinde Rehber’in temsilcisi ve Tebriz Cuma İmamı Hüccetülislam vel Müslimin Mutahhari Asl, siyonist rejimin dayattığı savaş karşısında eyaletin askeri güçleri ve halkının aktif direnişini ve 22 Dey ile 22 Bahman’da eyalet genelinde ve Tebriz kentinde düzenlenen büyük yürüyüşlere geniş katılımı hatırlatarak, Azerbaycan halkının tüm İslami, devrimci ve milli görevlerini yerine getirme konusunda her zaman sahada olduğunu söyledi.
www.kudusgunu.com