ABD RADARLARININ VURULMASI NEDEN ÖNEMLİ?

img
ABD RADARLARININ VURULMASI NEDEN ÖNEMLİ?

Hüseyin Kuteyb: Bu saldırılardaki önemli nokta hedef seçimidir. İran üslerin tamamına geniş çaplı saldırı düzenlemek yerine doğrudan füze savunma ağında sensör görevi gören noktaları hedef aldı.

Analist Hüseyin Kuteyb bu konuda şunları yazdı: 'Son günlerde yayımlanan uydu görüntüleri, savaşın ilk saatlerinde görülemeyen bazı ayrıntıları daha net biçimde ortaya koyuyor. Bu görüntüler ve yapılan analizlere göre İran, saldırılarının ilk dalgasında binalara ya da pistlere odaklanmak yerine doğrudan ABD’nin füze savunma sistemine ait radarları hedef aldı. Bu noktalar aslında bölgedeki savunma ağının “gözleri ve kulakları” olarak kabul ediliyor.
ABD’nin bölgedeki savunma mimarisi, birkaç farklı sistemin birleşimine dayanıyor. Bunlar arasında yüksek irtifada önleme yapan THAAD sistemi, daha düşük katman savunması için Patriot sistemi ve erken uyarı radarları ile iletişim sistemlerinden oluşan bir ağ bulunuyor. Ana radarların hedef alınması bu çok katmanlı ağın koordinasyonunu bozabilir ve savunma sisteminin tepki süresini kısaltabilir. Böyle bir durumda diğer sistemler sağlam olsa bile ağın genel etkinliği azalır.
Bu mimaride THAAD sistemi üst katman kalkanı görevini üstlenir. Bu sistem yüksek irtifada balistik füzeleri önlemek üzere tasarlanmıştır. Ancak güçlü AN/TPY-2 radarı olmadan bu sistem neredeyse kör hale gelir. Bu radar füzeleri çok uzak mesafelerden tespit eder, rotalarını hesaplar ve bu bilgileri önleyici füzelere iletir. Basitçe söylemek gerekirse, bu radar devre dışı kalırsa savunma sisteminin büyük bir bölümü hızlı tepki verme kabiliyetini fiilen kaybeder.
Bu nedenle böyle bir radarın hedef alınması, yalnızca bir tanesi bile olsa askeri açıdan küçük bir olay sayılmaz. Bu radarların her birinin değeri yaklaşık yarım milyar dolardır ve sayıları da çok fazla değildir. Üretilmeleri ve yerlerine yenisinin konulması zaman alır. Başka bir noktadan yeni bir radarın taşınması ise o bölgedeki savunma kapsamının azalması anlamına gelir. Modern savaşlarda bu tür “sensörlerin” yok edilmesi bazen füzelerin veya savaş uçaklarının vurulmasından bile daha önemli olabilir.
En önemli hedefin Ürdün’deki Muvaffak el-Saltı Hava Üssü’nde bulunan THAAD sisteminin radarı olduğu belirtiliyor. Uydu görüntülerinde bu radarın çevresinde iki büyük patlama krateri oluştuğu ve radarın üzerinde bulunduğu römorklar ile bazı ekipmanların yandığı veya tamamen tahrip olduğu görülüyor. Görünüşe göre bu saldırı hassas güdümlü füzeler veya yönlendirilmiş mühimmatla gerçekleştirilmiş; çünkü isabet noktası doğrudan radar sisteminin hemen yakınında, üssün genel alanlarında değil.
Görünüşe göre İran yalnızca tek bir hedefle yetinmedi. Raporlar, Suudi Arabistan’da da Prens Sultan üssü yakınındaki bir radar sahasının hedef alındığını ve uydu görüntülerinde radarın bulunduğu noktada duman ve yanık izleri görüldüğünü belirtiyor. Aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki füze savunma sahasında (Er-Ruveys ve Es-Sadr) radar ekipmanlarının bulunduğu bazı binalar ve hangarlar da saldırıya uğradı. Bu iki üste isabet düzeni neredeyse aynı: Genellikle THAAD radarlarının muhafaza edildiği hangarlara birkaç hassas darbe.
Bu saldırılardaki önemli nokta hedef seçimidir. İran üslerin tamamına geniş çaplı saldırı düzenlemek yerine doğrudan füze savunma ağında sensör görevi gören noktaları hedef aldı. Modern savaşlarda bu sensörler tüm savunma sistemini aktif tutan temel unsurlardır. Bunlar devre dışı kalırsa en gelişmiş önleyici füzeler bile tam kapasiteyle çalışamaz.
Bu nedenle bazı analistler yaşananları yalnızca birkaç binanın tahrip edilmesi olarak değil, füze savunma sisteminin “sinir sistemine” yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. Radarların devre dışı kalmasıyla birlikte uyarı süresi kısalır, sistemler arasındaki koordinasyon azalır ve savunma ağı bir süreliğine daha savunmasız hale gelir.'

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!