İŞGALCİ İSRAİL GAZZE'DE TERMOBARİK BOMBA KULLANMIŞ

img
İŞGALCİ İSRAİL GAZZE'DE TERMOBARİK BOMBA KULLANMIŞ

İşgalci İsrail’in Gazze Şeridi’nde işlediği soykırım suçlarına ilişkin süregelen yayınlar kapsamında, El Cezire kanalında yayımlanan bir araştırma, işgal ordusunun uluslararası hukukta yasaklı termal ve termobarik silahlar kullandığını ortaya koydu.

Kurtarma ekiplerinin belgelediğine göre, bu silahlar bombardıman altında binlerce Filistinlinin naaşının “buharlaşmasına” yol açtı. “Hikâyenin Devamı” programı, Gazze’deki sivil savunma ekiplerinin Ekim 2023’te başlayan soykırım savaşından bu yana kaybolan 2 bin 800’den fazla Filistinliye ait vakayı belgelediğini aktardı. Bu kişilere ait tam cesetlere ulaşılamazken, yalnızca dağınık et parçaları, kan lekeleri ya da kül kalıntıları bulundu; bu sahneler, bölgeyi vuran eşi benzeri görülmemiş yıkımın boyutunu yansıttı.

Araştırma dosyası, aralarında Refik Bedran’ın ifadesinin de bulunduğu sarsıcı insani tanıklıklara yer verdi. Bedran, onlarca evin yıkıldığı şiddetli bombardıman sırasında dört çocuğunun naaşlarının “buharlaştığını”, geriye yalnızca “siyah kum” ve dağınık kalıntıların kaldığını anlattı. Şehit Saad’ın annesi Yasemin de, Gazze kentinin doğusundaki Derec Mahallesi’nde bulunan Tabiin Okulu’nun bombalanmasının ardından oğlunun naaşını hastanelerde, morglarda ve camilerde aradığını, daha sonra ise tamamen iz bırakmadan kaybolduğunu öğrendiğini aktardı.

Saldırıların başlamasından bu yana işgalci güçler, yoğun bombardıman, evlerin içine patlayıcı yerleştirilmesi ve hedefli yıkımların yanı sıra zırhlı buldozerlerle sistematik şekilde binaları yerle bir ederek Gazze’nin mahallelerinin büyük bölümünü tahrip etti; konut alanları, okullar ile sağlık ve ticari tesisler enkaza çevrildi. Araştırmaya göre, uzmanlar ve saha tanıkları, “buharlaşma” vakalarının ABD tarafından işgalci tarafa sağlanan, vakum ya da aerosol bombaları olarak bilinen termal ve termobarik bombaların kullanımından kaynaklandığını değerlendiriyor. Bu bombaların 3 bin 500 santigrat derecenin üzerinde sıcaklık üretebildiği belirtiliyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, suyun kaynama noktası yalnızca 100 santigrat derecedir. ABD yapımı bombalarda kullanılan ve TNT ile alüminyum tozu karışımı olan “tritonal” maddesinin de bu yıkıcı etkiye katkı sağlayan aşırı ısı ürettiği ifade ediliyor.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basel, ekiplerin bir evde bilinen kişi sayısı ile çıkarılan cenaze sayısını karşılaştırarak kayıt tuttuklarını söyledi. Basel, hedef alınan bir evde beş kişinin bulunduğu bildirilmesine rağmen yalnızca üç cenazeye ulaşılması ve kapsamlı aramalara karşın yalnızca kan sıçraması ya da küçük insan kalıntıları gibi biyolojik izler bulunması halinde, diğer iki kişinin “buharlaşma” vakası olarak kayda geçirildiğini belirtti.

Teknik açıdan araştırmada, eski Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başmüfettişi Yesri Ebu Şadi’nin de aralarında bulunduğu uzman görüşlerine yer verildi. Ebu Şadi, aşırı ısı ve yüksek basıncı birleştiren silahların insan hücrelerini tamamen tahrip edebileceğini ifade etti. Ebu Şadi’ye göre “naaşların buharlaşması” olgusu modern savaş tarihinde yeni değil; benzer sahneler, ABD’nin Irak işgali sırasında, özellikle 2004 ve 2005’te Felluce’deki çatışmalarda kaydedildi. O dönem kullanılan yüksek termal etkiye sahip silahların, bombardıman noktalarında kurbanların bedenlerinin kömürleşmesine ya da tamamen yok olmasına yol açtığı aktarıldı. Uzman, Irak’ta yaşananların daha sonra uluslararası soruşturmalara konu olduğunu hatırlatarak, aynı modelin Gazze’de tekrarlanmasının işgalci güçlerin uluslararası hukukta yasaklı silahlar kullandığına dair güçlü bir varsayımı desteklediğini ve bunun savaş suçu olarak sorumluların yargılanmasına dayanak oluşturabileceğini vurguladı.

Şihab'ın haberine göre, Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir el-Berş de insan bedeninin çok yüksek sıcaklıklara maruz kalması halinde küle dönüşebileceğini, insan vücudunun yaklaşık yüzde 80’inin sudan oluştuğunu ve bu nedenle olağanüstü ısıya maruz kalındığında bunun “kimyasal olarak mümkün” olduğunu belirtti. Araştırma, Gazze’de kullanılan ABD yapımı çeşitli mühimmat türlerini de sıraladı. Bunlar arasında “çekiç” olarak bilinen MK-84 bombası, sığınak delici BLU-109 bombası ve küçük çaplı GBU-39 bombası yer aldı. BLU-109 bombasının, işgalci güçlerin Eylül 2024’te zorla yerinden edilenler için daha önce “güvenli bölge” ilan ettiği Mevasi bölgesinin hedef alınmasında kullanıldığı ve bu saldırıda 22 Filistinlinin kaybolduğu bildirildi. GBU-39 bombasının ise Gazze kentinin doğusundaki Tabayin Okulu’nun bombalanmasında kullanıldığı, sivil savunma ekiplerinin, naaşların kaybolduğu noktalarda bu silaha ait şarapnel parçaları bulduğu kaydedildi.

Kasım ayının sonlarında İslami Direniş Hareketi Hamas, işgalci güçlerin belirli silahları kullanmasına ilişkin uluslararası bir soruşturma komisyonu kurulması çağrısında bulunarak, “naaşların buharlaşması”na dair saha tanıklıklarının sivillere karşı uluslararası hukukta yasaklı silahların kullanıldığına güçlü biçimde işaret ettiğini belirtti. Naaşların yok oluşuna dair sahnelerin tekrar etmesi üzerine araştırma, “Eğer uluslararası hukukta yasaklı silahlar kullanılmadıysa, bedenlerin bu şekilde tekrar eden biçimde kaybolmasını ne açıklıyor? İnsanı, defnedilecek bir naaşa sahip olma hakkından bile mahrum bırakan bu suçların sorumluları neden hâlâ hesap vermedi?” sorularını yöneltti.

Yılın başında Gazze Şeridi Sivil Savunma Teşkilatı Müdürü Tuğgeneral Raid ed-Dehşan, 10 bin Filistinlinin naaşının hâlâ enkaz altında bulunduğunu açıklayarak, işgalci güçlerin ağır iş makineleri ve ekipmanların girişini engellemeyi sürdürmesinin bu kişilerin çıkarılmasını imkânsız kıldığını vurguladı. Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı ise son verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in soykırım savaşında hayatını kaybedenlerin sayısının 72 bin 32’ye, yaralı sayısının ise 171 bin 661’e yükseldiğini duyurdu.

www.kudusgunu.com



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!