WİSAM AFİFE ABD’NİN GAZZE PLANINI YORUMLADI

img
WİSAM AFİFE ABD’NİN GAZZE PLANINI YORUMLADI

Fiili hedefin, silahı siyasi denklemden çıkarmak ve Gazze’de Hamas’ın yönetici bir adres olmadığı “ertesi güne” zemin hazırlamak olduğunu söyleyen Wisam Afife, bu nedenle Washington’un siyasi disiplin için kısa bir zaman tanıdığını ifade etti.

Siyasi analist Wisam Afife, Gazze’nin önümüzdeki günlerde son derece hassas bir siyasi ve idari sürece gireceğini belirterek, ABD ve İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nın yakında açılacağına dair eş zamanlı söylemlerinin, başta asker naaşı dosyası olmak üzere askıda kalan dosyaların kapatılmasına yönelik girişimlerden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Afife, işgalin bu dosyaları gerçek engellerden ziyade oyalama ve siyasi baskı aracı olarak kullandığını vurguladı. Afife, Donald Trump’ın Davos Forumu’nda “Barış Konseyi”nin kurulmasına ilişkin tehditkâr üsluptaki açıklamalarının da Washington’un sahadaki büyük adımlardan önce hızlı bir siyasi sonuç almak istediğine işaret ettiğini ifade etti.

Şihab'ın haberine göre, Refah Kara Sınır Kapısı’nın açılmasının muhtemel olduğunu, ancak bunun saf bir insani yanıt olarak değil, daha geniş bir siyasi anlaşmanın parçası olarak gündeme geldiğini belirten Afife, bu adımın önümüzdeki aşamada Hamas’ın tutumunu test etmek için bir araç olarak kullanılabileceğini söyledi. Washington’un, kapının açılması ya da yeniden imar sürecinin başlaması gibi sahadaki adımlardan önce Hamas’la siyasi bir sonuç elde etmeyi hedeflediğini vurgulayan Afife, ABD’nin talebinin Hamas’ın söylemini değil, davranışını değiştirmek olduğunu; yani silahın tamamen ve derhal tasfiyesini şart koşmadan, silahın siyasi karar üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılmasını istediğini dile getirdi. Afife, Gazze’yi yönetmekle görevlendirilen teknokratlar komitesinin de sektörü etkin biçimde yönetme kapasitesini tehdit eden karmaşık ve sahaya özgü zorluklarla karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Bu zorlukların başında, altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu, temel hizmetleri sunan idari yapıların dağıldığı ve halkın insani ihtiyaçlarının herhangi bir hızlı operasyonel kapasitenin çok ötesine geçtiği yıkılmış saha koşullarının geldiğini belirten Afife, bu durumun etkili hizmet sunmayı son derece güçleştirdiğini söyledi. İkinci olarak, komitenin kapsayıcı bir ulusal mutabakata dayanmamasının, karar alma gücünü ve kamuoyunun güvenini zayıflattığını, her adımın iç müzakereler ve baskılara açık hale geldiğini ifade etti. Üçüncü zorluğun ise “İsrail”in güvenlik şartları olduğunu belirten Afife, komitenin her hareketinin işgal tarafından belirlenen bir güvenlik tavanına tabi olacağını, bunun da rolünü fiilen sınırlı hizmet yönetimine indirgediğini ve siyasi ya da idari bir atılım yapmasını engellediğini söyledi. Bu nedenle gerçek yetkinin komitenin elinde olmadığını, Filistin sokağının da esas anahtarların hâlâ Gazze dışında olduğunun farkında olduğunu dile getirdi. Afife, tüm bu kısıtlamalara rağmen komitenin kendisine alan açılması halinde asgari hizmetleri yürütebileceğini, ancak Filistinli taraflar arasında işbirliği ve net uluslararası garantiler olmadan gerçek bir ilerleme sağlayamayacağını, kilit kelimenin ABD yönetiminin elinde olduğunu ifade etti.

Analist, ateşkesin üzerinden dört ay geçmesinin ardından bunun artık geçici bir durum olmaktan çıkıp siyasi bir test aşamasına dönüştüğünü söyledi. ABD’nin işgal nezdindeki büyükelçisi Mike Huckabee’nin, Refah Sınır Kapısı’nın “yakın” olduğu ve “İsrail’in güvenliğine” dokunan hiçbir adımın dayatılmayacağı yönündeki açıklamalarının, beklenen değişimlerin sözde “Barış Konseyi”nin doğuşuna bağlı olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Afife, Gazze’nin köklü bir siyasi dönüşümden ziyade, sınır kapısı, yardımlar ve sınırlı bir sivil yönetimi kapsayan idari dönüşümlere hazırlandığını; ateşkesin nihai bir çözüm olarak değil, “mola süresi” gibi yönetildiğini ve yaşananların krizin sonu değil, araçlarının yeniden üretilmesi olduğunu söyledi. Gazze’deki kamuoyunun, bekleyişe rağmen anahtarların hâlâ sektör dışında olduğunun bilincinde olduğunu da ekledi.

Afife, ABD’nin Gazze’nin insani boyutunu Hamas’ın siyasi boyutundan ayırmayı hedeflediğini vurgulayarak, yardımların geçmesi, sınır kapılarının açılması ve hizmetlerin bir teknokrat komitesi ya da uluslararası bir çerçeve üzerinden yürütülmesini, ancak bu kazanımların Hamas’ın hanesine yazılmamasını ve ona yeni bir siyasi meşruiyet kazandırmamasını istediğini belirtti. Fiili hedefin, silahı siyasi denklemden çıkarmak ve Gazze’de Hamas’ın yönetici bir adres olmadığı “ertesi güne” zemin hazırlamak olduğunu söyleyen Afife, bu nedenle Washington’un siyasi disiplin için kısa bir zaman tanıdığını ifade etti. Analist, “ertesi gün”e ilişkin temel anlaşmazlığın, savaş sonrası dönemde Hamas’ın Gazze’yi siyasi olarak temsil edemeyecek olması noktasında düğümlendiğini, bunun da sektörü sınırlı bir insani yönetim ile kapsamlı bir siyasi hesaplaşma arasında son derece hassas bir yol ayrımına sürüklediğini belirterek değerlendirmesini tamamladı.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!